ÜYE SAYIMIZ ARTMAYA DEVAM EDİYOR

Dernek üyelerimizden görüş aldık.

Dernek üyelerimizi daha yakından tanımak için bazı üyelerimizin görüşlerini aldık. Dernek üyelerimiz Fenerbahçe sevdasını ve Sarı Lacivert Derneği ile ilgili görüşlerini paylaştılar. 

 

Onur Benek - Sicil No:418


NESİLDEN NESİLE AKTARACAĞIZ


35 yaşındayım mali müşavirlik işi ile uğraşmaktayım. Ben Fenerbahçe’mle çocukken sokaklarda top oynarken tanıştım. O zaman sokakta top oynayan her çocuk eğer kaledeyse adı Schumacher, defanstaysa Uche veya Högh, orta sahadaysa Oğuz, gol atmışsa adı Aykut olurdu.

Birlikteliğin sevginin tutkunun adıydı Fenerbahçe.

O zamanlarda kalbe atılmış bir tohumdu Fenerbahçe, içimde yeşeren şimdiyse köklü bir meşe ağacına dönüşen.

Bu öyle bir sevgidir ki; Ne ben Fenerbahçeli olmayan birine anlatabilirim bu sevdayı ne de o anlayabilir bu sevdayı. Tatmayan, yaşamayan için benzetmelerden ibarettir aşk, anlatamazsınız anlamazlar. İşte öyle bir şeydir Fenerbahçelilik. Aşk karşılık beklemez, bekliyorsa adı aşk değildir zaten. 

Aşkımla sevdamla geçirdiğim zamanlarda tanıştım ben bu dernekle, yani aşıkların buluşma mabedinde.

Bu dernekte nice dostluklar nice anılar paylaştım ve Allah izin verirse paylaşmaya devam edeceğim.

Derneğimiz de bu aşkla bu tutkuyla sayısız başarılara imzasını atmış ve atmaya devam etmekte. Umut ediyorum yeni yerimizde bu aşkı nesilden nesile aktaracağız ve bu efsane hiç bitmeyecek.

 

Serhat Barış Türkmen - Sicil no: 514


YÜKSELEN BİR DEĞER HALİNE GELİYORUZ


Mesleğim Kaptanlık. Mira Marine ve Mirali Denizcilik firmalarının sahibiyim. 29 Aralık 1976 İstanbul doğumluyum. Evli ve bir kızım var. Eşimin adı Simla, kızımın adı Mira. Kurmuş olduğum şirketin adını koyarken, çok sevdiğim kızımdan ilham aldım. 

İlkokulu Nurettin Teksan, Lise öğrenimimi Semiha Şakir Lisesi’nde tamamladıktan sonra Kocaeli Üniversitesi Denizcilik Okulu’ndan mezun oldum. Daha sonra İşletme eğitimi aldım. 1998’de Denizcilik Okulu’ndan mezun olduktan sonra bir sene boyunca denizlerde gemi kaptanlığı yaparak kariyerime ilk adımımı attım. 2000 senesinden bu yana Denizcilik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerimi yönetiyorum. 

Fenerbahçe sevgisine çocuk yaşlarda ailem sayesinde tanıştım. Benim ilk ve önde gelen üst kimliğim Fenerbahçeliliktir.

Sarı-lacivert Derneği ile deplasmandaki Benfica - Fenerbahçe maçı sayesi ile tanıştım ve o güzel ailenin bir parçası oldum. Yeni Başkanımız ve yönetimimizle Sarı Lacivert Derneği de önümüzdeki yıl yeni dernek binamızla yükselen bir değer ve marka haline geleceğine inanıyorum.

O kadar çok acı ve tatlı anım var ki ama şu ana kadar hiç unutamadığım 100. yıldaki Cadde’de yapılan Fenerbahçe kutlamalarımız ve şampiyonlar ligi çeyrek finali Sevilla - Fenerbahçe maçındaki inanılmaz heyecanımızdır.

 

Tolga İnal - Sicil no: 769  


DERNEĞİMİZ ÇOK AKTİF VE BİRLEŞTİRİCİ

 

1979 da Ankara doğumluyu. İlk ve orta öğrenimimi İstanbul’da tamamladıktan sonra İ.Ü. Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olarak iş hayatına atıldım. Bilişim sektöründe 13 yıldır yönetici olarak çalışmakla birlikte, eş zamanlı,  kozmetik & medical sektöründe faaliyet gösteren şirketimizde aktif ortak olarak çalışıyorum.

Fenerbahçe sevgisi ile tanışmam elbette babam ve dayım vasıtası ile çocukluk yıllarıma dayanır. Lakin Fenerbahçe coşkusu ile ilk tanıştığım maçımızı 1985 yılında radyodan dinlediğim Bordeux maçı olarak hatırlarım. Fenerbahçe sevgimi, çocukluk yıllarımdan itibaren aklımdan ve kalbimden hiç çıkartmadığım acısıyla tatlısıyla her saniyesini hissederek yaşamaya çalıştığım bir tutku olarak tanımlayabilirim. Bambaşka hayat gailesi olan milyonlarca insanın bazı anlarda hayatlarındaki her şeyi unutup yaşamayı tercih ettikleri, her şeyin üzerinde ortak ve tertemiz bir tutkudur Fenerbahçe tutkusu… 

Sarı Lacivert Derneği ile Yüksek Lisanstan sevgili arkadaşım, aynı zamanda dernek yönetim kurulu üyesi olan Ömer Ekinci vasıtası ile tanıştım. Özellikle Sertaç Komsuoğlu başkanımız ve dernek yönetiminin, kulüp içi politikalardan bağımsız, beklentisiz ve şartsız Fenerbahçe’ye hizmet etmek amaçlarına şahit olduktan sonra, kendilerinin ve dernek üyelerinin profillerini de göz önüne alarak hiç düşünmeden derneğe katıldım. Son bir yıl içinde derneğin çok aktif ve başarılı birleştirici faaliyetlerde  bulunduğunu gözlemliyor, dernek binasının tamamlanması ile birlikte aktivitelerin en üst seviyeye çıkacağına inanıyorum. Bu noktada, dernek bünyesinde üzerime düşen her sorumluluğu yerine getirmeye hazırım.

Fenerbahçe ile ilgili tribünde olduğumuz 4-3’lük Gaziantep ve Galatasaray maçlarını, 1994 yazında tamamına gittiğim, 7 gün içinde Trabzonspor (K. Senol Jübile) - Galatasaray ve Beşiktaş’ı (TSYD) yendiğimiz 3 maçı ve böbrek taşı sancılarına rağmen tribünü terketmediğim İnönü’deki bir Beşiktaş maçını hiç unutamam…


Necdet Çoban - Sicil No: 64


ÜYE SAYIMIZ CİDDİ ORANDA ARTTI

 

1965 Erzincan doğumluyum. Halen Ekinciler Holding A.Ş.’de Denetim Grup Başkanı olarak görev yapmaktayım. İyi bir sporsever ve iyi bir Fenerbahçeli olduğumu söyleyebilirim.

Türkiye’deki erkek çocukların büyük bir çoğunluğu gibi ben de futbol oynayarak büyüdüm. Daha çocuk yaşımda çevremdeki ağabeylerim beni kandırıp kendi tuttukları takımın taraftarı yapmak istiyorlardı. 3 ağabeyim ve kuzenlerimin büyük çoğunluğu Beşiktaş ve Galatasaray taraftarıydı. Beni de Beşiktaşlı yapmak için uğraştılar ama ben kendi irademle Fenerbahçe’yi seçtim. Fenerbahçe’nin sadece sportif başarılarını değil, tarihini de okuduğum zaman çok isabetli bir karar vermiş olduğumu düşünüyorum. Gerçekten Fenerbahçeli olmanın benim için ayrı bir gururu var ve bu gururumun şampiyonluk sayıları ile hiç bir ilgisi yok.

Fenerbahçe’yi seviyorum. Çünkü Fenerbahçe sadece bir spor kulübü olarak değil, aynı zamanda Kurtuluş savaşımızın önemli destekçilerinden olan bir sivil toplum kuruluşu olarak Türkiye Cumhuriyeti tarihinde onurlu yerini almıştır.

Bu sebepledir ki ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK kulübümüzü ziyaret etmiş ve bu ziyaretini tarihe not düşerek biz Fenerbahçe’lilere tüm şampiyonluklardan ve tüm kupalardan çok daha değerli bir miras bırakmıştır. Rahmetli İslam ÇUPİ’nin dediği gibi Fenerbahçe’nin büyüklüğü öyle kupalarla, şampiyonluklarla anlatılacak kadar basit değil, başka bir büyüklüktür.

Sarı Lacivert Derneği’nin kurucu üyelerinden biriyim. Halen çalıştığım Ekinciler Holding A.Ş. binasında ilk toplantıları yapılan Sarı Lacivert Derneği’nin bir ferdi, kurucu üyesi ve ilk Yönetim Kurulu üyeleri arasında olmaktan da ayrıca gurur duyuyorum. Derneğimizin ilk kurulduğu günden bugüne kadar birçok değişim yaşadı. Birçok arkadaşımız ayrıldı ve farklı dernekler kurdular. Sarı Lacivert yoluna devam etti ve yakın zaman önce ciddi bir mali kriz içerisindeyken Sayın A. Sertaç KOMSUOĞLU başkanlığında oluşturulan yeni Yönetim Kurulumuz sayesinde yeniden bir atılım sürecine girdi. Şu anda Dereağzı’nda devam eden dernek lokal binası 2017 yılı içerisinde tamamlanacak ve tüm üyelerimizin gurur duyacağı bir dernek binası olacak. Ayrıca üye sayımız ciddi miktarda arttı ve artık 500 ve 1000 sayıları hedef olarak konuşulmaya başlandı. Üyelerimizin hem derneğimize ve hem de Fenerbahçe’mize katkı sağlayabilecek eğitimli, bilgili, tecrübe sahibi önemli meslek sahibi kişilerden oluşması da gelecekte Fenerbahçe’mizin daha güzel günlere ulaşacağına olan inancımızı artırmaktadır.

Dernek olarak kulübümüze her zaman faydalı olduk, bundan sonra da faydalı olacağımıza inanıyorum. Ama en büyük arzum ve beklentim tribünlerde küfürü yok etmek ve “gerçek taraftar” olarak takımını destekleyecek kitlelerin tribünlerde yer almasını sağlamak. Bunun için bazı projelerim var ve umarım hayata geçirebilirim.

Konu Fenerbahçe olunca anılar zaten unutulmazdır. Örneğin 3-0’dan 4-3 kazandığımız GS ve 4-0, 5-0, 6-0, 6-1 ’lik skorlarla kazandığımız GS maçları ve benzeri birçok GS maçı var. Ama bu kadar çok GS galibiyeti olunca aslında çok özel değil sıradan kalıyor. 

Benim için bunlardan daha önemlisi ve özeli Gaziantepspor ile oynadığımız ve yine 3-0’dan 4-3 kazandığımız maçtır. Bu maçta ilk yarı 3-0 bitmiş ve seyirci ciddi şekilde şampiyonluk endişesi yaşamaya başlamıştı. İkinci yarı başlarken takım sahaya çıkmak üzereydi ve kale arkası tribünde bir kısım taraftarımız takımı ve yönetimi yuhalamaya başlamıştı. Bizim bulunduğumuz kapalı tribün (yanılmıyorsam E-S-R bloklarıydık) bölümündeki taraftarlar ise önce takımı yuhalayan taraftarı ıslıklarla susturduk daha sonrada “Bizler inandık, siz de inanın, bizim için bu maçı alın” diye gerçekten inanarak bağırdık. Belki de Bizim tezahüratlarımız sonrasında takım saha içerisinde kenetlenerek maçın ikinci yarısına başladı ve maçı kazandı. Bence o gün o maçı kesinlikle taraftarın itici gücüyle kazandık.

 

Kaan Pusat - Sicil No: 666


BU AİLENİN ÜYESİ OLMAK GURUR VERİCİ


Fenerbahçemiz’e sevda ile bağlı hepimizden biriyim aslında. 1966, İstanbul doğumlu, Marmara Üniversitesi 989 Çalışma Ekonomisi Mezunu, uzun yıllar, Profilo Proplast AŞ, Bilm İlaç AS ve Kopaş Kozmetik AŞ’de en son Mali İşler Müdürlüğü Pozisyonundayken emekli olan, 1 senesi düzenli olmak üzere, 7 sene Romanya Kopaş Kozmetik AŞ’nin Ülke sorumluluğunu yürüten, emeklilik hakkımı elde ettikten sonra, kendi işi olan Tarihi Sarıyer Börekçisi Harbiye işletmesi ile bugüne kadar gelen biriyim. Genel Kurul Üyesi, Romanya Fenerbahçeliler Derneği ve Sarı Lacivert Derneği Üyesi,  sıkı bir Fenerbahçeliyim.

Fenerbahçeli doğdum desem çok da abartmış olmam. Fenerbahçeli bir babanın evladı olarak gözünü açan birinin çok da seçme şansı olmuyor aslında. Tıpkı benim kızımın doğuştan bugüne kadar sıkı bir Fenerbahçeli olması gibi bir şey… Fenerbahçeli olunmaz, doğulur deyişine iyi bir örnek aileyiz sanırım.

Okul hayatım boyunca, yaklaşık 12-13 yaşından beri futbol maçlarına elimden geldiğinde gitmeye çalışan, İnönü ve Ali Sami Yen Statlarında sabahlamış, stadyuma girmek için ciddi efor sarfetmiş Fenerbahçelilerdenim. Bizim kuşağımızın çektiği cefaları birebir yaşayanlardanım. Son iki seneye kadar 10 yıldan fazla Maraton Alt Tribününde kombine sahibi olarak Fenerbahçemi takip eden, bunun yanında, büyük çoğunluğu Sarı Lacivert Derneğinin Organizasyonunda, yurtdışı maçlarında kulübümüzün yanında olmaya azami gayret eden biriyim. Kısacası, Fenerbahçe Sevdam 40 yılı aşan bir süredir azalmadan sürüyor.

Son iki seneden beri, Basketbolu birinci öncelikle spor dalı olarak seçtim, kombinemi aldım ve düzenli takip etmeye çalışıyorum. Ya Basketbol deplasmanı denirse, Kızılyıldız deplasmanına gitmem, sanırım yeterli fikir verecektir renktaşlarıma.

Bugün, geriye baktığımda; Sevilla deplasmanının gönlümdeki yeri çok ayrı kalacak ömrüm boyunca sanırım… Sarı Lacivert Derneği ve özellikle Sevgili İsmail Sarıtepe’nin müthiş organizasyonunda gittiğimiz Sevilla deplasmanında, gerek maç önü ve gerekse maç sonu yaşananlar, özel uçakta hem gidiş ve hem de geliş yolumuzda yaşananlar için, sanırım kelimeler yetmez. O derece gururlu, o derece sevinçli ve o derece coşkuluyduk… Sarı Lacivert Derneği ile tanışmama vesile olan bu seyahat, hayatımın en önemli hatıralarından. 

Fenerbahçeli olmanın gururu yanında, Sarı Lacivert Derneği’nin bir üyesi olmanın, sizlerden biri olmanın güven ve huzuru ile hepinize Sarı Lacivert günler diliyor,  futbolda bir an evvel güneşli günlerin gelmesini diliyorum.

 

İsmail Çağatay Arslan  - Sicil No: 400


DERNEĞİMİZ DOĞRU YOLDA

 

Son maçta kaybedilen şampiyonlukla saatlerce hüngür hüngür ağladığın yuvadır Sarı Lacivert. Şampiyonluk coşkusuyla balkonunda yanan yüzlerce meşalenin parıltısıdır Sarı Lacivert. Karşılık beklemeden omuz omuza sabahlara kadar caddeleri bayraklarla donatan ruhtur Sarı Lacivert. Arkadaşlıkların dostluğa dönüştüğü, kötü günlerinde birbirine sahip çıkan, mutluluklarında yanında olan güzel insanlarla dolu büyük bir ailedir Sarı Lacivert.12 yıl önce dahil olduğum bu güzel yuvaya dair bu düşüncelerim ve hislerim bir gün bile değişmedi.

Sarı Lacivert, 20 yıldır Fenerbahçe camiasına yaptığı hizmetlerle adını gururla taçlandıran ve gıpta ile bakılan unvana sahiptir. Kurulduğu günden bugüne tüm başkanlarından yönetimine, alt kurullarından üyelerine kadar ‘Fenerbahçe için bugün ne yaptık ve daha neler yapabiliriz’ felsefesiyle hareket eden bir yapıdadır. Geçmişten kazanılan temeli ve duruşu bozmadan, bugün de büyük bir sabır ve özveriyle çalışan mevcut yönetimin çalışmalarının doğru yolda olduğuna inanıyorum. 

Fenerbahçe benim gözümde dünyanın en büyük SPOR Kulübü’dür. Dünyada bu kadar fazla branşta faaliyet gösterip, bu kadar başarılara ulaşmış bir Spor Kulübü bulunmamaktadır. Futbol tarafında ki başarı ve başarısızlık elbette kulübün dinamiğini etkileyecektir, ancak Fenerbahçe adının yazdığı ve çubuklusunun ıslandığı her yerde her Fenerbahçeli sevdasına destek vermelidir.

Fenerbahçe tarihinin yaşadığı acı ve tatlı anılar her Fenerbahçeli’de olduğu gibi bende de derin izler ve duygular bırakmıştır. Fenerbahçe adının kurşun geçirmez olduğunu bilmeden yok etmeye çalışanlara, iftiralarla ve jurnallerle Fenerbahçe büyüklüğünü alt etmeyi başarabileceklerine inananlara karşı mücadelemiz sonsuza dek devam edecektir. Unutmasınlar ki bir gün 105.dakikada Appiah’ın kafası gol olacak, o son ribaunt alınacaktır. 

 

 

Abdullah Tüfek - Sicil No: 792


İYİ Kİ BU CAMİANIN BİR PARÇASIYIM

 

13 Haziran 1976 tarihinde Samsunda doğdum. İlk, orta ve Lise eğitimimi burada okudum. Yüksek öğretimimi Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde tamamladım. 1995 yılında Meditek Ltd. Şti.’de Satış Müdürü olarak başladığım kariyerime, Pharmacia Türkiye’de 2001 yılında Satış Danışmanı olarak devam ettim. Lilly Türkiye’de 2003-2015 yılları arasında Profesyonel Satış Temsilcili olarak çalıştım. En son 2015-2017 yılları arasında Merck&Serono firmasında KAM olarak görev aldım. Özellikle İlaç Sektöründeki değerli bilgi ve iş deneyimlerim sayesinde, almış olduğum kişisel gelişim eğitimleri, Profesyonel Yaşam Koçluğu sertifikası ve İnsan Kaynakları Uzmanlığı eğitimlerim mevcuttur. İFOD dernek üyeliği ve çalışmalarında görev aldım. Şu an sahibi olduğum Danışmanlık şirketim ile Profesyonel Yaşam Koçluğu, Aile ve Öğrenci Koçluğu konusunda Koçluk ve Mentorluk uygulamaları yapmaktayım. Aynı zamanda Türkiye’de ve Amerika’da hizmet veren 2 şirketin danışmanlıklarını yapıyorum.

Fenerbahçe sevgisi ile çok küçük yaşta derneğimizin de üyelerinden kardeşim Fatih Akarsu tarafından tanıştırıldım. Sayesinde iki küçük yürekten muhteşem bir Fenerbahçe aşkı filizlendi. Hayatımda yaptığım en güzel birlikteliklerden biri eşim ve oğlum diğeri ise Fenerbahçem. 

İlk Fenerbahçe U.S.A. Derneği ile Sertaç Komsuoğlu’nu ziyaretimiz esnasında derneğimizi tanıdım. Ve gerçekten Fenerbahçe sevgisi ile içleri dopdolu olan bu insanlarla aynı çatı altında olmak istedim. Çalışmalarını gururla izliyorum ve her yerde paylaşmaktan gurur duyuyorum. İyi ki bu camianın bir parçası olma şansını yakaladım.

Galatasaraylı bir babanın Fenerbahçeli oğlu olmanın zorluklarını hiç unutamıyorum. Bunlar saymakla bitmez. Fenerbahçe’nin Galatasaray’a karşı ezici üstünlüğü çok zaman okula harçlıksız gitmeme sebep olmuştur. Bunlar bana çok komik anılar bıraktı. Ama iyi ki Fenerbahçeli bir anneye sahiptim. Ve gizli desteğim sağlamdı.

 

 

Alp Tekin Baş - Sicil No: 450


TEK MİRAS FENERBAHÇE SEVGİSİ

 

29 Ağustos1982 tarihinde Üsküdar’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Pendik’te, Üniversite hayatımı Yeditepe Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra çalışma hayatına atıldım. Yaklaşık 10 yıldan beri Tıbbi Tanıtım Sorunlusu olarak Bilim İlaç’ta çalışmaktayım.

1988-1989 sezonunda Tony Schumacher‚ Oğuz Çetin‚ Şenol Ustaömer‚ Hasan Vezir‚ Turhan Sofuoğlu‚ Nezihi Tosuncuk‚ Müjdat Yetkiner‚ Hakan Tecimer‚ İsmail Kartal‚ Aykut Kocaman‚ Rıdvan Dilmen kadrosuyla tanıştıktan sonra Fenerbahçe sevgisi gün geçerek artmaya başladı. Öyle bir sevgi ki tarif edilmiyor Fenerbahçe sevgisi. Kaybedince sevinmek bir yana, üzülmektir en basitinden. Bir babanın oğluna bırakmış olduğu yegâne mirastır aslında ve de bir onurdur aslında Fenerbahçe sevgisi.

Sarı Lacivert Derneğimiz ile tanışmam üniversite zamanımda pek sevdiğim ve değer verdiğim iki kişi sayesinde olmuştur. Bir tanesi Onur İmamoğlu diğeri de Onur Benek’tir. Ne kadar teşekkür etsem az. Onlara sizler vasıtasıyla bir daha teşekkür etmek isterim. Çalışmalar son iki kurultaydır çok güzel ve hızlı bir şekilde ilerlemekte. En önemlisi de Başkanımız Sayın Sertaç Komsuoğlu ve ekibimize dernek binamızı hızlıca bize kazandıracağından dolayı teşekkürlerimi sunarım.

Fenerbahçe’yle ilgili hiç unutamadığım bir anım en yakın arkadaşım Erdem Saka ile ilgili. Senesini şu an hatırlamıyorum ancak Fenerbahçe İstanbulspor ile oynuyor. O sırada Galatasaraylı olan Erdem Saka ile bir iddiaya giriyoruz. Fenerbahçe eğer üç farklı skor avantajı ile maçı bitirirse ben bundan sonra Fenerbahçeliyim cümlesini kullanıyor. Bir A4 kağıdı alınıp bütün cafeye imzalatılıyor. Derken ikinci yarı başlıyor Fenerbahçe durumu 3-0’a getiriyor. O sırada İstanbulspor bir penaltı kazanıyor ve o zamana kadar penaltı kurtaramamış olan Rüştü Rençber dakika 88'de o penaltıyı kurtarıyor.

Erdem Saka kardeşimi Fenerbahçeye kazandırdığım için Fenerbahçeme inandığım için çok mutluyum. Zaten kendisi de en az bizim kadar sağlam tutkulu ve Fenerbahçe aşığı bir taraftarımız olmuştur.

 

 

Sadi Necdet Şensezer - Sicil No: 473


KÖSTEK DEĞİL DESTEK OLUYORUZ

 

Kutsal topraklarda 1952 yılında Üsküdar’da doğdum. (Anadolu yakası Fenerbahçeliler için kutsal topraklardır). Haydarpaşa Lisesi, İ.T.İ.A derken zorlu ve uzun yıllar alan bir okul hayatı sonucu 1972 yılında bir vesile ile sigortacılık mesleği ile tanıştım. Sigortacılığa başladıktan sonra IT departmanı ve tekrar sigortacılık ile yaklaşık 45 yıllık bir sigortacılık yaşamım oldu. Sektörün önemli şirketlerinde üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra mesleğe 2007 yılından itibaren danışmanlık seviyesinde devam ettim. Bugün Sigorta Tahkim Komisyonunda Hakemlik yaparak mesleğimi halen devam ettirmekteyim. Tabii bunlara ilave onurlu bir görevim daha var o da Derneğimizin Disiplin Kurulu Başkanı olmam. 

Her çocuk gibi ben de Fenerbahçeli doğdum ve etrafımdaki Fenerbahçelilerin fazla olması benim hasta bir taraftar haline dönüşmemi sağladı. Tribünden Fenerbahçe ile ilk tanışmam ise hala hafızamdan silinmez. 8 veya 9 yaşında bir çocuk yani ben, eski adı Mithatpaşa stadı deniz tarafı Üsküdarlılar tribünü önünde bir aile dostu abisini bekler. Rahmetli abi gelir onun elinden tutar ve bugün tarihi doku diye yıkılmayan kule giriş kapısından görevli olduğu stat içine alır ve beni doğruca pide fırını içine götürür. (Burada pişen pidelerin lezzeti hala damağımda) Burada bir müddet oturmamı ister. Saat 10.30’dur ve maç 14.30’dadır. Gişelerin açıldığı ve “hadi bakalım evlat” sözünü duyduğunuz anda heyecan basar ve pişmiş pidelerin sevk edildiği fırın penceresinden ben kapalı tribüne ayak basarım. Yani ilk tribüncülük ve Fenerbahçe maçı.

Fenerbahçe sevgisi dünyadaki en güzel sevgidir, gerçek bir Fenerbahçeli bilir bu sevgiyi. Bir Fenerbahçelinin ertesi günkü maça gidecek olması nedeniyle gece uyuyamaması, maçlarda yaptığı tezahürat, yolda yürürken içinden söylediği Fenerbahçe marşları, boş vakitlerinde önünde bulunan boş kâğıtlara hayalindeki 11'i yazmak bu sevgiyi tanımlar diye düşünüyorum. Ayrıca bu sevgi, biriktirilen okul harçlıkları sayesinde alınan bilet ile bir galibiyet yaşamak olsa gerek, bu satırları yazarken heyecanlanmak olsa gerek Fenerbahçe sevgisi… İşin enteresanı her gün artan, bitmeyen ve kendini katlayan bir sevgidir Fenerbahçe sevgisi…

Sarı Lacivert Derneği ile tanışmam Sevgili eski Başkanımız Yalçın Haker, Dernek üyesi Ilgaz Can ve Agah Sert vasıtası ile oldu. Çok değer verdiğim kişiler olan bu arkadaşlarımın bulunduğu yer benim de olmam gereken bir yerdir diye düşünerek üye oldum ve iyi ki olmuşum diyorum. Nedenine gelince bir kere Sarı Lacivert Derneği kaliteli, ihtiraslarını ve egolarını geri planda bırakarak sadece Fenerbahçe için bir şeyler yapmaya çalışan insanların bulunduğu nezih bir topluluk. Ayrıca sosyal sorumluluk anlamında bir çok girişimde bulunarak Fenerbahçe sevgisi ve Fenerbahçeliliği yaymayı misyonu edinmiş bir dernek. En önemlisi mevcut Fenerbahçe yönetimine her türlü desteği sağlaması yani mevcut yönetime köstek değil destek olmayı amaç edinmesi.

Mevcut yönetim kurulu ve başkanımız Sertaç Komsuoğlu aynı paralelde çalışmaları devam ettirmekte yeni katılımlar ile derneğimiz daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmektedir.

Temmuz 2011 ve devamında olan olaylar, Fenerbahçem ve Başkanımız Aziz Yıldırım’ın maruz kaldığı davranışlar neticesi Silivri’de, Bağdat caddesinde, Topuk Yaylasında, Kadıköy meydanında, Adliye önünde Fenerbahçe’nin yıkılmazlığını ve ona olan bağlılığımızı bir taraftar olarak simgelememiz ve benim de orada olmam en önemli anılarımdan bir olarak tarihte yerini alacaktır.

Beni aklıma geldikçe gülümseten, taraftar olarak hiç unutmadığım bir tribün anımı daha aktarmak isterim. Bir GS maçı öncesi Dolmabahçe saat kulesi önünde arkadaşlarla buluşma… Ortalık ana baba günü.  Maç saat 14.30’da… Daha maça çok var ancak hangi tarafa yönelsek kuyruk, stada girmemiz imkânsız gibi bir şey. Eski usul kaynak yapma çabaları bile işe yaramıyor. Bir oraya bir buraya koşturmaca, ancak stada girebilecek bir delik yok. Artık pes ettik ve tekrar saat kulesi altında toplandık. Maçtan vazgeçelim derken gruptaki bir arkadaş tanıdığı bir jandarma komutanını gördü ve onun yanına gitti. Biraz sonra bizim yanımıza bir manga asker geldi, bizi aralarına aldılar. (5 kişiyiz) ve rap rap sesleri içinde numaralı tribüne doğru yola çıktık. Numaralı tribün önündeki kuyruk bir emirle kenara çekildi ve biz 5 kişi gişeye doğru demir parmaklıkların içine girdik. Biletleri alıp gişeden içeri girdik ve bizden sonra kapılar kapandı. (Tabi yediğimiz küfürleri burada yazamıyorum) Heyecanlı bir GS maç öncesi ve sonuç tabi ki yine galibiz.   

 

 

Hamza Salih Ak  - Sicil No: 775


SEVDAMIZA HİZMET EDEN BİR DERNEK

 

1975 Hatay İskenderun doğumluyum. Özel bir Demir Çelik firmasında 26 yıldır çalışmakta, Satış Müdürü olarak görev yapmaktayım. Evli, 1 kız, 1 erkek 2 çocuk babasıyım. Fenerbahçe sevgisiyle ilkokul öncesi büyüklerimin tavsiyesiyle tanıştım. Fenerbahçe sevgisi tek kelime ile tarif edilemeyen bir sevgidir, her branşta kesintisiz destek, tam destek…

Aynı firmada Denetim Grup Başkanı olarak görev yapan Necdet Çoban abimin tavsiyesiyle tanıştım. Fenerbahçe sevdasına hizmet etmek amacı ile legal olan tüm faaliyetlerde bulunan bir dernek olarak görüyorum.

Unutamadığım bir anı olarak 2013 Yılında Şükrü Saraçoğlu stadımızda ezeli rakibimiz, ebedi dostumuz Galatasaray ile yapmış olduğumuz maçta bir anım olmuştu; Şükrü Saraçoğlu stadımızdaki maçlara gittiğimde kendime hatıra olsun diye fotoğraf ve-veya video çekiyorum. 

Söz konusu maçta ezeli rakibimiz Galatasaray’ı yendik. Mağlubiyete kılıf aramak için Galatasaraylılar, futbolcularımızdan Christian’ın Galatasaray formasını şortunun içerisine koydu diye kıyameti kopararak futbolcumuzu hedef haline getirmişlerdi. Ben de birkaç gün sonra İskenderun'a döndüğümde çektiğim resim ve videoları incelerken Christian ile forma değiştiren Galatasaraylı futbolcu Melo’nun da Fenerbahçe formamızı şortunu içerisine koyduğunu gördüm. Bu resmi sosyal medyada paylaştıktan sonra ertesi gün “Melo da aynı hareketi yapmış” haberleri Türkiye genelinde internet haber sitelerinde hızla yayılmıştı.

Her Fenerbahçelinin yapacağı gibi, video ve resimleri hiçbir karşılık beklemeden Fenerbahçe Televizyonu Müdürü Yasir Kaya Bey’e ilettim. İstanbul’a gittiğimde kendisi beni FBTV’ye davet etti, tanışma fırsatımız oluştu. Bu olay çocuklarıma ve inşallah ileride olabilecek torunlarıma anlatabileceğim güzel bir anı olmuştu.

 

             

Mahmut Ulusoy- Sicil No: 505


SEVGİDEN ÖTE BİR TUTKU FENERBAHÇE

 

1958 doğumluyum. 25 yıllık mali müşavirim, 23 yıldır sigorta acenteliği yapıyorum. Evliyim, Canan adında bir kızım ve Can Bartu hayranlığımdan dolayı adını Can koyduğum bir oğlum var. Eşim ve çocuklarım da Fenerbahçe taraftarı. Onlar da Fenerbahçe futbol ve basketbol maçlarının sıkı takipçileri. Fenerbahçeli olmayan ailelerin çocukları benim ve ailemin Fenerbahçe coşkusundan her zaman etkileniyorlar. Ben de onlarla ilgilenerek Fenerbahçemizi tutma yönündeki aşılarını bizzat takip edip yapmışımdır.

Çocukluğumun geçtiği Şehremini’nde Fenerbahçeli olmamın büyük etkisi var.  Semtimizin takımı Yaylaspor’da yetişmiş ve lakabı Çarli olarak bilinen, unutulmaz defans oyuncusu Yılmaz Şen sayesinde Fenerbahçeli oldum. Bütün planlarımı futbol ve basketbol maçlarına göre yapıyorum. Fenerbahçe sevgimi nasıl tarif edeceğimi ben de bilmiyorum ki; zaten bu sevgiden öte, bir tutku benim için. 

Sarı Lacivert Derneği ile Barbaros Ersöz ve İsmail Sarıtepe sayesine tanıştım ve bu ailenin bir ferdi olmaya karar verdim. Uzun yıllardır ihtiyaç duyulan dernek merkezinin yapılıyor olması çok mutluluk verici. Bunun yanında dernekteki üye sayısının diğer yıllara nazaran hızla artış gösteriyor olması, yapmış olduğu yardım kampanyaları ve sosyal faaliyetler, derneğimizin büyük bir Fenerbahçe ailesi olma yolunda hızla ilerlediğini gösteriyor. 

6 Kasım 2002’de her zamanki gibi heyecanla tribündeydim. Mabedimizdeki 6-0’lık muhteşem ve tarihi skor bana hayatım boyunca unutamayacağım bir gurur yaşatıyor.

 


Serkut Coşkunsu - Sicil No: 362


A TAKIMA SEÇİLMEMİ UNUTAMAM

 

1971 İstanbul doğumluyum. Tahsil hayatımla başlayan futbolculuğumu kendime meslek edindim. İlk 10 sene Fenerbahçe altyapıda bütün kademelerde oynadıktan sonra 103 golle rekor kırılan sene Todor Veselinoviç tarafından A takım kadrosuna seçildim. Sonraki yıllarda 12 sene daha 1, 2 ve 3. Liglerde profesyonel olarak futbol hayatimi sürdürdüm. Şu anda kendi salonumda 3. Dan Aikido hocası olarak hem Aikido hem de Self Defans dersleri veriyorum. Aynı zamanda Yapısal Çelik sektöründe hizmet veren aile şirketimizde çalışma hayatımı sürdürmekteyim.

Aileden gelen bu aşk Fenerbahçe-PSV Eindhoven takımları arasında oynanan ve 2-1 üstünlüğümüzle sonuçlanan maçla pekişti. Yanılmıyorsam 76-77 yıllarında Mithat Paşa yani İnönü Stadı’nda oynan maçla da stat tozunu yutmuş oldum.

İçimdeki Fenerbahçe sevgisini en kötü günümüzde bile gelen güzel bir haberle güzel bir skorla alınan bir kupayla yüzümüzün ifadesini değiştiren bir sevgi olarak tanımlayabilirim.

Sarı-Lacivert Derneği ile geçmiş dönem Başkanlarımızdan Sn. Ahmet Aksoy aracılığı ile tanıştım. Hayatımda çok ama çok önemli bir yeri olan başkanıma, abime ne kadar teşekkür etsem azdır.

18 yaşımda Fenerbahçe Genç Takımı’nda oynarken A Takım ile yaptığımız hazırlık maçı sonrasında Veselinoviç tarafından A takım kadrosuna çağırılmamı unutamam.


Özgür Varlık - Sicil No: 704


DAHA FAZLA KATKI SAĞLAYACAĞIZ


45 yaşındayım. 5 çocuk babasıyım. İnşaat Mühendisiyim. Fenerbahçe sevgisiyle nasıl tanıştığımı hatırlamıyorum, Fenerbahçeli doğdum ben. Fenerbahçe benim için ailemden bir parça. Ben çocukken bir aile büyüğümdü, beni gururlandıran. Büyüdükçe kardeşim oldu, uğruna her şeyi yapabileceğim, yanında olmaktan mutlu olduğum, dertlerimi ve sevinçlerimi paylaştığım, gerektiğinde yanında, gerektiğinde arkasında durduğum. 3 Temmuz kumpasından sonra ise çocuğum gibi oldu. 6’ncı çocuğum. Uğrunda her şeyi göze aldığım, canım dahil her şeyimi vermeye hazır olduğum. Cebren ve hile ile elimizden almaya çalışanlara, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde olanlara karşı durduğum. O direnişin bir parçası olduğum için gurur ve onur duyuyorum. Halen daha da o kumpas sürecinin tamamlanmadığına inanıyorum. Ne zaman ki Yargıtay beraat kararımızı onaylar ve sonrasında Fenerbahçe SK o dönemin kuklalarına gereken davaları açar, ondan sonra bitecek o süreç benim için.

Sarı Lacivert Derneği ile kombine alacağım zaman tanıştım 2010 yılında. İlk kez kombine alacaktım. Birine sorayım istedim, ailece nerede maç seyredilir, neresi uygundur diye. Tesadüf bu ya, İsmail Sarıtepe’ye sormuşum.

Daha sonra Aslı Hanım’ın sağolsun ilgisi, derneğe gelip gittikçe karşılaştığım insanlar her geçen gün daha yakın hissetmemi sağladı Sarı Lacivert Derneği’ne. Geçen sene de üye olmak nasip oldu. Derneğimizin organizasyonları, üyelere sahip çıkması, kapsaması birçok dernekte görülmeyecek nitelikte. Bu seneki genel kurulumuzda da belirtildiği gibi, dernek lokalimiz tamamlandığında çok daha iddialı projeler hazırlanacağını ve Fenerbahçe’ye çok daha fazla katkıda bulunulacağını görüyorum. Hem eski ve hem de mevcut başkan ve yöneticilere de vermiş oldukları hizmet için teşekkür etmek isterim.

Fenerbahçe ile ilgili elbette birçok unutulmaz anı var. Ama sanırım hiçbir zaman unutamayacağım 2 gün var. Biri 20 Eylül 2011. Fenerbahçeli kadın ve çocukların Şükrü Saracoğlu stadını hınca hınç doldurduğu; biz erkeklerin de stat dışında kaldırım tribününde bazen gözyaşları içinde, bazen sesimiz titreyerek maç boyu tezahürat yaptığımız Manisaspor maçı. Diğeri ise 12 Mayıs 2012. Ne sportif ne de sosyal olarak unutabileceğim bir gün. Burada detaylarından bahsetsek dergi ansiklopedi kalınlığında olur. Sadece umarım bir daha kimse, o gün Fenerbahçelilerin yaşadıklarını yaşamaz.

 


Kerem Birdal - Sicil No:363


KENDİMİ STADLARDA BULDUM

 

1975 İstanbul doğumluyum, evli ve 2 çocuk babasıyım, demir çelik sektöründe ticaret yapmaktayım. Fenerbahçeliliğim  çoğu insanda olduğu gibi ailemden geliyor ancak taraftarlık kısmım, Kadıköy’de doğmuş bir çocuğun, maç günleri o muhteşem stadın ve taraftarın önünden geçerken, içeri girme hayalim ile başladı. Babam ara sıra beni maçlara götürse de Galatasaray’ı 1989 sezonunda 3-0’dan 4-3 yendiğimizden sonra ben kendimi tek başıma statlarda buldum. 

Sarı Lacivert ile tanışmam, o zamanlarda Göztepe ışıklarda bulunan dernek merkezinin olduğu yerde yapılan muhteşem şampiyonluk gösterileriyle oldu. O kadar ateşli ve tutkulu bir ekip vardı ki, orada onların arasında bulunmak caddeden geçen her Fenerbahçelinin hayali olacak kadardı. 2003 yılında ise bu hayalim dernek üyesi Canan Özbulut’un beni dernekle tanıştırmasıyla başladı 

Kadıköy’deki Gaziantep maçının ilk yarısı 3-0 olunca stattan çıkmak istemiştim. Yanımda bulunan arkadaşlarım beni kalmam için zor ikna etmişlerdi ve kalmıştım. Eğer çıkmış olsaydım şu an halen bunun üzüntüsünü yaşıyor olacaktım.

 

 

Erhan Canbaz - Sicil No: 690


DOĞUM TARİHİM ÖVÜNÇ KAYNAĞIM

 

35 yaşında, Eskişehir doğumluyum. Evli ve iki kız babasıyım. Aslında ben doğuştan Fenerbahçeliyim. 19.07.1982  doğum tarihim, benim için en büyük övünç kaynağı. Rahmetli İslam Çupi’nin söylediği sözler Fenerbahçeliğinin nasıl bir yaşam biçimi olduğunu tarif ediyor. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü‚ ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte‚ adı konamaz.

Sarı Lacivert Derneği ile dünyada tanımaktan keyif aldığım Ahmet Demir sayesinde yollarımız kesişti. Fenerbahçeli olmak gibi Sarı Lacivert Derneği’ne üye olmak da ayrı bir duygu. Derneğimiz, Fenerbahçe'mizin altında büyüyerek yoluna devam ediyor. Yeni binamızın inşaatı bitmek üzere. Yeni sezona inşallah yetişecek. Başkanımız Sertaç Komsuoğlu bu konuda üstün gayret içerisinde. Ayrıca başkanımız sosyal projelerde derneğimizin ismini tüm Türkiye’de duyurdu. En çok etkilendiğim Diyarbakırlı çocukların stadımızda maç seyretmesi oldu. O çocukların mutluluğu Fenerbahçe sevgisini yaşamalarının sağlanması... Şahsım adına tekrar teşekkür ederim. Maç önleri dernek Müdürümüz İsmail Sarıtepe’nin yanına uğrayıp Türkiye’nin dört bir tarafından gelen Fenerbahçelilerle tanışıp sohbet etmek ayrı bir mutluluk. 


Elçin Dandin - Sicil No: 789


GAZİANTEP MAÇINI UNUTAMAM

 

1978 yılı Ordu doğumluyum. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme mezunuyum. 17 yıldır farklı özel sektörlerde İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak çalışmaktayım. 2 çocuk annesiyim. Ailemle vakit geçirmekten, alışverişten, Türk kahvesinden ve Fenerbahçe ile ilgili her şeyden çok hoşlanırım. 

Ben Erenköy Bağdat Caddesi’nde, evde sürekli maç seyredilen bir ortamda büyüdüm. Fenerbahçe ruhu bana oradan geçmiş olabilir. Fenerbahçe her ne olursa olsun gözlerimi güldüren, heyecanlandıran bir olgu benim için. Çocuklarıma da aynı heyecanı yansıtmaya çalışıyorum her zaman. 

Ailecek iyi birer Fenerbahçe taraftarıyız, hem de kongre üyeleriyiz. Eşim sayesinde ben de Sarı Lacivert Derneği’ne üye olmaktan çok mutluyum. Elimden gelen desteği vermeye çalışacağım. 

Yıllar önce bekarken Sevgililer Günü’nde herkes sevgilisiyle romantik zaman geçirirken ben Fenerbahçe-Gaziantep maçına gitmiştim. Açıkçası daha çok eğlenmiştim. Yine, Bayan Voleybol takımı Avrupa Liginde Nice’te finale kaldığındaki heyecanımı da unutamam. İkinci olmuştuk ama atmosfer muhteşemdi. Daha nicelerini yaşayalım inşallah. 

 

Abdulaziz Kul - Sicil No: 756


FENERBAHÇE DEMEK BARIŞ DEMEK

 

21 Haziran 1972 Bingöl Kiğı doğumluyum. Ama tüm yaşamım İstanbul’da geçti. Şu an 14 yıldır bulunduğum medya planlama şirketinde OOH medya planlama ve satın alma yapmaktayım. Evliyim, 1 erkek ve 1 kız olamk üzere 2 çocuğum var.

Fenerbahçe sevgisi ile tanışmamın sebebi abim ve döneminin en beyefendi futbolcusu Alparslan Eratlı’ya olan hayranlığımdır. Akabinde de elbette Oğuz - Aykut - Rıdvan’dır. Böyle tanıştım ve sonrasında tanıdıkça anladıkça sevgim, inancım artarak bugünlere geldim.

Hayatı SARI LACİVERT yaşamayı tercih etmiş ve bundan büyük bir haz duyarak yaşayan biri olarak FENERBAHÇE’siz bir yaşam düşünmüyorum.

Fenerbahçe demek; sevgi demek, hoşgörü demek, kardeşlik demek, barış demek, özgürlük demek, inat demek, mücadele demek, acı demek, yaşam demek, insani olan demek, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK demek, özetle TÜRKİYE CUMHURİYETİ demek. Tüm bunları görüp de İNSAN olmaya çalışan birisi olarak FENERBAHÇE’li olmak büyük bir gurur kaynağı benim için. Benim için FENERBAHÇE tarifi budur.

Sevgili dostum Murat Kapki Dernek üyeliğime vesile oldu. Bu kısa süre içinde gördüğüm en güzel sonuç üyelerimiz arasındaki samimiyet ve dostluk. Bunu oluşturmak bence en değerli sonuç, gerisi kendiliğinden gelecektir.

Benim unutmadığım anılardan bir tanesi bir FB - GS klasiği. Türkiye Kupası çeyrek final maçı. İlk yarı Tanju 3 gol atmış. Bir de üstüne en az 3 tane de lakaytlıklarından atamamışlar. 2.yarı başlıyor ve önce Aykut, akabinde sonradan vefasızlığına kızdığım sevgili Hasan Vezir çıkıyor sahneye. Rıdvan, Oğuz verkaçları sonrasında 3 tane şık gol ile sonucu ilan ediyor. Sevgili FENER’im yarı finale çıkıyor. Bence efsane maçlardan birisi budur.

 

Zerrin Aladinler - Sicil No: 456


HER BRANŞTA BAŞARIYA KOŞACAĞIZ

 

1970 İstanbul doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden 1992 yılında mezun oldum. Beş yıl özel klinik ve hastanelerde çalıştıktan sonra 20 yıldır Şehremini’de bulunan muayenehanemde diş hekimliği yapmaktayım. İstanbul Harbiye Lions Kulübü derneğine üyeyim ve son üç yıldır bu deneğin başkanlığını yapıyorum.

Ben Fenerbahçe sevgisi ile doğdum diyebilirim. Bu içimde olan bir sevgiydi. Başta babam olmak üzere bütün aile Fenerbahçeli... Zaman zaman çocukluk döneminde bunu dışarıdan değiştirme çalışmaları olsa bile içimde olan bu sevgiyi kimse değiştiremedi. Fenerbahçe sevgimi bir örnekle açıklamak istiyorum. Çok sevdiğim bayan diş hekimi arkadaşım Fenerbahçeli bir doktoru kendine eş olarak seçtiğinde evliliklerinin ilk yıllarında Fenerbahçe nedeni ile eşinin kendisini ihmal ettiğini bana anlatarak dertleşiyordu. Ona söylediğim “sen onun 5 yıllık sevgilisisin ama Fenerbahçe 40 yıllık sevgilisi. Sen kendini onun yerine koyamazsın, inatlaşmayı bırak ve onunla yaşamayı öğren.” İşte Fenerbahçe sevgisi böyle büyük bir aşk. Ne sevgililer ne eşler onun yerine konabilir.

Sarı Lacivert Derneği ile Yalçın Haker başkan zamanında eniştem Metin Pişkin vasıtası ile tanıştım. Bu dernek Fenerbahçe ile daha iç içe olmama ve çok güzel dostluklar edinmeme yardımcı oldu. Maç öncesi keyifli yemekler, dernek toplantılarında keyifli sohbetler... Dernekçiliğin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Çünkü bu gönüllülük işi... Yönetim kurulunda görev alan arkadaşlar işlerinden ve özel hayatlarından fedakârlık ederek görevlerini yapıyorlar. Sarı Lacivert Derneğine üye olduğum zamandan itibaren yönetimin mükemmel işlediğine şahit oldum. Bunu artık sonuna gelinen dernek binası ile de taçlandıracaklar. Hepsini gönülden tebrik ediyorum.  Aslı ve İsmail’in çalışmalarını ayrıca tebrik ediyorum.)

Tarih 3 Mayıs 1989 çarşamba günü... Üniversite ikinci sınıftayım. Babam, annem çalışıyorlar... Evde yalnızım... Maç seyrediyorum :) Galatasaray- Fenerbahçe kupa maçı... İlk yarı bizim için hezimet... 3-0 mağlup bir şekilde devre arasına girmişiz. Babam çok üzüleceğimi tahmin etmiş olacak ki telefonla evi aradı. Ben ağlayarak açtım. Beni teselli ediyor ve diyor ki “sen bayrağımızı çıkar ve ütülemeye başla...” Apartman boyunca büyük bir bayrağımız var... Ben “nasıl olur 3-0 yenik durumdayız” diyorum... Babam “sen bana güven biz yeneceğiz” diyor. Ağlamayı bırakıp gerçekten bayrağı çıkardım ve ütü masasını kurdum. İlk golü attığımızda babam tekrar telefon açtı. “Bayrağı ütülemeye başladın mı?” diye soruyor. Ben hala tedirgin ama cevabım “EVET...” İkinci golden sonra “ben sana demedim mi kazanacağız” diye aradı. Üçüncü golden sonra... Dördüncü golden sonra “mahallemizin manavı Vahit'i çağır bayrağı apartmanımızla karşısındaki ağacın arasına gererek assın” demek için aradı.

Fenerbahçe taraftarı böyle bir taraftar... İnancını maçın son saniyesine kadar kaybetmez. Ne kadar doğru bir tezahürattır “Bizler inandık, siz de inanın...”

Belki de son zamanlarda sorunumuz bu... Bu inanan taraftar arkasında olduktan sonra FENERBAHÇE her branşta başarıdan başarıya koşar. Yeter ki bu inancı oyuncularımıza aşılayacak hocalarımız ve yönetimimiz olsun...

 

Yavuz Aslay - Sicil No: 461


ÜST KİMLİK FENERBAHÇELİ  OLMAK


1959 yılında İstanbul’da doğdum. Çocukluk ve gençlik yıllarım Bostancı ve Bağdat Caddesi’nde geçti. 1979 yılında Suadiye Lisesi’nden mezun olduktan sonra girdiğim İTÜ Maden Fakültesi Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü’nü 1984 yılında bitirdim. Askerlik sonrası 1987 yılı Mart ayında Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankası’nda bankacılığa başladım. Çeşitli bankalar, faktöring şirketleri ve reel sektörde bütçe/muhasebe, mali kontrol, organizasyon, sistem geliştirme konularında çeşitli kademelerde çalıştım. 2006 yılında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde Finans dalında yüksek lisans eğitimimi tamamladım. 2011 yılında emekli oldum. Halen bir mermer firmasında Mali İşler Koordinatörü olarak çalışıyorum. 

1987 yılında üniversiteden arkadaşım Leyla Aslay ile evlendim ve 1989 yılında 103 golle şampiyon olduğumuz sezonun bitiminde adını efsane futbolcumuz Oğuz Çetin’den alan oğlumuz Oğuz’un doğumuyla 3 kişilik bir aile olduk ve ailecek kongre üyesiyiz.

Ailemde herkes Fenerbahçeliydi ama bana Fenerbahçe sevgisini asıl aşılayan kişi Ergun ağabeyimdir. İlk gittiğim maç bir deplasman maçıydı. 67-68 sezonu, Bursa deplasmanı. Selim Soydan’ın attığı golle 1-0 kazanmıştık. 

Fenerbahçelilik benim kendi değer sistemimde her şeyin üstünde bir üst kimlik. İnsan, hayatındaki birçok şeyi değiştirebilir.  İşini, yaşadığı/vatandaşı olduğu ülkeyi, dinini değiştirebilir ama takımını değiştiremez, başka renklere gönül veremez. 

Kombine uygulamasının başladığı 1995-96 sezonundan beri kesintisiz kombine alıyorum. Gerek Ekinciler Holding’ten, gerekse de derneğimizin Bağdat Caddesi ve Fenerbahçe’deki lokallerinden kombinemi almaya hemen her gittiğimde dernek başvuru formu da alıyordum ama bir türlü kısmet olmamıştı üyelik. Sonunda 2009 yılında derneğimize üye oldum.

Önceki yıllarda da üyesi olmasam da derneğimizin çalışmalarını izliyor ve takdir ediyordum. Son zamanlarda da “Daha Aktif Sarı Lacivert” sloganımızla uyumlu olarak tabir-i caizse atağa kalktığımızı görüyorum ama bana göre derneğimiz asıl atılımını dernek binası tamamlandıktan sonra gerçekleştirecek. Yeni lokalimizde çok daha fazla bir araya gelme, kaynaşma, fikir üretme ve uygulama imkanı bulacağız.

1989 yılı sonlarında Emlak Bankası’nda çalışıyordum. Müdür arkadaşlardan biri yanına çağırdı. Gittiğimde karşısında Oğuz Çetin ve Şenol Ustaömer (K.Şenol) oturuyordu. Oğuz’a birkaç ay önce oğlum olduğunu ve kendisinin adını verdiğimi söylediğimde cebinden çıkardığı formalı bir fotoğrafını “sevgili adaşıma” yazarak imzalayıp vermişti ki bu fotoğraf bugün de oğlumun odasında durur. Yaklaşık yarım saat sohbet etmiştik kendisiyle. Birkaç ay sonra İskenderun Şubesi’ni denetlemek için Adana’ya gitmek üzere eski iç hatlarda bekliyordum. Takımımızın da Adanaspor deplasmanı vardı o hafta sonu. Takım otobüsten inince Oğuz uzaktan beni gördü ve el salladı. Daha sonra yanıma gelip “oğlun nasıl?” diye sordu. Zekasına ve hafızasına hayran kalmıştım.