ÜYE SAYIMIZ ARTMAYA DEVAM EDİYOR

Sarı Lacivert Derneği yeni üyeleriyle büyümeye devam ediyor.

 Sarı Lacivert Derneği yeni üyeleriyle büyümeye devam ediyor. Nisan ayında gerçekleştirdiğimiz Genel Kurul’dan bu yana üye sayımız 333’ten 384’e yükseldi. 

Dernek üyelerimizi daha yakından tanımak için bazı üyelerimizin görüşlerini aldık. Dernek üyelerimiz Fenerbahçe sevdasını ve Sarı Lacivert Derneği ile ilgili görüşlerini paylaştılar. 

Haldun İşözen

ÇOK DEĞERLİ DOSTLUKLAR EDİNDİM

Kendimi bildim bileli Fenerbahçeliyim. Fenerbahçeli olmamda muhakkak ailemin etkisi çok. Ancak beni en çok etkileyen, 1969-1970 sezonu şampiyonluğu ve takımın yıldızlarıdır. Sanırım bendeki Fenerbahçe aşkı en çok o sezonda güçlendi. Zaman içinde Fenerbahçe’nin Kurtuluş savaşında yaptıkları, Atatürk’ün Fenerbahçeli oluşu, Atatürk ilkelerinin Fenerbahçe ile özdeşleşmesi Fenerbahçe’ye olan sevgimi pekiştirdi. Tarihinde direniş, bağımsızlık, özgürlük, çağdaşlık, mertlik, cesaret olan, güneşin sarısı, denizin laciverti bir aşk. 

Sarı Lacivert Derneği’ne 2004 yılında katıldım. Fenerbahçe’ye destek veren dernekleri araştırırken, tribünlerdeki etkili tutumunu da bildiğimden Sarı Lacivert Derneğine katılmaya karar verdim. Bunun ne kadar isabetli olduğunu, dernekle iç içe oldukça görmüş oldum. Çok değerli dostluklar edindim. Derneğimizin yeni binası ile birlikte, yeni katılan arkadaşlarla daha sıkı ilişkilerimizin olacağına inanıyorum. Başkanımıza, yönetim kurulu üyelerimize, diğer kurul üyelerine ve çalışanlarımıza üstün gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Selda Öktem

FENERBAHÇE BENİM YAŞAM ENERJİM

Futbolla ilk tanışmam 3 yaş civarında, babamın beni bir futbol maçına götürmesiyle başlamıştı. Bir futbol stadını, yeşil çimleri, futbolcuları ve coşkuyla tezahürat yapan taraftarları ilk görüşümdü ve bu aktivite çok hoşuma gitmişti. Babam da iyi bir Fenerbahçe taraftarı olduğu için, ben de kendimi Fenerbahçeli olarak görmeye başlamıştım. 2004’te İstanbul’a taşınınca ilk yaptığım şey bir kombine kart almak olmuştu. Şu anda futbol maçlarına düzenli gitmiyorum ama basketbol kombinem mevcut ve hemen her maça gidiyorum. Fenerbahçe hayatımın olmazsa olmazlarından… Kendimi yorgun ve bitkin hissettiğim, hiçbir şey yapmaya gücümün olmadığı veya kimseyi görmek istemediğim zamanlarda bile takımımın maçlarını takip etmekten hiç vazgeçmedim. Maça gitmek için enerjim ve isteğim hep oldu. Benim için Fenerbahçe “yaşam enerjim” diyebilirim.  Fenerbahçe stadına gittiğim ilk gün, ışıl ışıl köşe ışıklarıyla aydınlanmış çimleri ve sarı lacivert taraftar denizini gördüğüm ilk an çok duygulanmıştım, gözlerim dolmuş ve ağlamıştım. Arkadaşlarım önce beni şaşkınlıkla izlemişlerdi ve sonra hep beraber duygusal patlama yaşayan ve “çok mutluyum” diye ağlayan halime gülmüştük… Şükrü Saraçoğlu bizim için mabettir.

Murat Raşit Arslanoğlu

BANA HER ZAMAN 

GURUR VERDİ

Ben, kendimi bildim bileli, aileden Fenerbahçeliyim. Fener, söyleyebildiğim ilk kelimelerdenmiş. Fenerbahçeli olmak bana, kendimi her zaman farklı, asil ve seçkin olmayı hissettirmiştir. Çocukken çevremde az sayıda Fenerbahçeli vardı ve ben ne zaman bir Sarı-Lacivertli görsem, o kişiyi, ailemden biri olarak kabul ederdim. Fenerbahçeli olmak bana her zaman gurur vermiştir. İstanbul’a taşındığımızda, ailem evimizi Kızıltoprak semtinde, mabedin hemen yanında seçti. Böylece, 13 yaşından itibaren her maça gitme şansım oldu. Ne mutlu bana ki, bu ailenin bir bireyiyim. Fenerbahçe’nin bir spor kulübü olduğunu ve kuruluş ilkesinde yer aldığı gibi, Büyük Önderimiz Atatürk’ün gösterdiği hedef ve ilkeler doğrultusunda, çağdaş yaşama uygun olarak, üyelerin ve sporcuların beden ve ruh sağlığını geliştirecek olanaklar hazırladığını ve bu amaç doğrultusunda, çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Sarı-Lacivert Derneği ile Cenk Özer ve Hüsamettin Koçlu sayesinde tanıştım. Derneğimizin birçok yurtdışı organizasyonuna katıldım. Derneğimiz sayesinde, çok değerli dostlar edindim. Önümüzdeki dönemde, bir üye olarak üzerime düşen her tür görev ve sorumluluğu, kendi adıma yerine getirme arzu ve azmindeyim.

Volkan Acarkan

KULÜBÜMÜZ TÜRKİYE’NİN LOKOMOTİFİ

Fenerbahçe sevgim rahmetli babamın beni götürdüğü Cemil Turan’ın jübilesi ile başladı. Fenerbahçe sevgisi benim için karşılık beklemeden sonsuza kadar sevmektir. Amatör branşlarda Fenerbahçe spor kulübü Türkiye’nin lokomotifidir. Ülke çapında değerli sponsorlarla diğer kulüplere örnek teşkil etmiştir. Sarı Lacivert Derneğine bir tanıdığımın sayesinde 2004 yılında üye oldum. Dernekte üç dönem yönetim kurulunda görev yaptım ve bundan onur duydum. Halen sicil kurulunda görev yapmaktayım. Derneğimizin merkez binası inşaatı sürmekte olup başta Sertaç Başkan’a ve yönetim kuruluna hizmetleri için teşekkür ediyor, dernek üyelerini aynı çatı altında birlik ve beraberliğini sürdürmesini diliyorum. Sarı Lacivert Derneği ile Sevilla’ya yapmış olduğumuz tur organizasyonunda maçın uzatmaya gitmesi ve penaltılara kalması sonucunda yaşadığım mutluluk ve sevinci unutamam.

Kazım Cenk Özer

DÜNYANIN EN GÜZEL TAKIMI

1969 yılında İstanbul’da doğdum, evliyim. 30 yıldır Sigorta Acenteliği yapıyorum. Ama en önemlisi dünyanın en güzel takımını tutuyorum. İyi ki Fenerbahçeliyim. Babam antrenmanları bile kaçırmayan bir Fenerbahçe sevdalısıdır. Babam beni 1982-1983 sezonunda Kadıköy’de Fenerbahçe’nin Trabzon’u 4-2 yendiği maça götürmüştü. Daha önce de maça gitmiştik ama bu maç benim için tutkumun başladığı maç oldu. 40 senelik Kadıköylüyüm ve ev alırken bile stada yakın olmasına dikkat ettim. Fenerbahçe adil bir ligde çok daha üst sıralarda olabilirdi. Fenerbahçe sadece futbol değil tüm branşlarda faaliyet gösteren dünyanın en büyük spor kulübüdür. Sarı Lacivert Derneği ile tribün arkadaşlarımın vasıtasıyla tanıştım ve üyesi olmaktan gurur duyuyorum. Sarı Lacivert Derneği her zaman “Fenerbahçe’ye nasıl faydalı olabiliriz” ilkesi ile yola çıkmış ve kulübüne destek olmuştur.

Hayran Tekelioğlu

FENERBAHÇE BENİM İÇİN BİR TUTKU

1963 Konya Akşehir doğumluyum ve kendimi bildim bileli Fenerbahçeliyim. Benim için Fenerbahçe tutku demektir. Bence bu yıl da dahil olmak üzere birkaç yıldır futbolda hızla ilerliyoruz. Şahsen son zamanlarda futboldan çok basketboldan daha çok keyif almaya başladım. Sarı Lacivert Derneği ile Fenerbahçeli arkadaşlarım vasıtası ile tanıştım. Hiç unutamadığım anıların başında 3-0’dan dönen Galatasaray ve Antep maçları var.

Dilara Yaltırık

PAYLAŞTIKÇA BÜYÜYEN BİR SEVGİ

27 yaşındayım ve Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 27 sene boyunca Fenerbahçe aşkıyla büyüdüm. Galatasaray İlköğretim ve Galatasaray Lisesi çıkışlı biri olarak Fenerbahçe için her zaman elimden geldiği kadar faydalı olmaya çalıştım. Özellikle, üniversite hayatım boyunca Üniversiteli Fenerbahçeliler ile birlikte her zaman Fenerbahçe’min yanında bulundum. Sabancı Üniversitesi ÜNİFEB Yönetim Kurulunda görev aldıktan sonra, şu anda da Sarı Lacivert Derneği Disiplin Kurulu’nda görev almaya başladım. Ben Fenerbahçe sevgisiyle doğdum. Bizdeki Fenerbahçe aşkı aileden gelen bir miras gibi. Fenerbahçe sevgisi ise aşamalı bir sevgi benim gözümde. Çocukluğuma gittiğimde sadece bilinçsiz etrafındaki insanlardan etkilenen bir sevgi, biraz daha büyüyüp Saraçoğlu’na gitmeye başladığımda büyüleyici bir sevgi, üniversite yıllarımda kale arkası taraftarı olarak sesin kesilene kadar bağırırken paylaştıkça büyüyen bir sevgi. Sarı Lacivert Derneği’nin adını daha önceleri duyuyordum fakat Başkanımız Sertaç Komsuoğlu’nun göreve gelmesi ve babam Sedat Yaltırık’ın da derneğimizde aktif olarak rol almasıyla ben de bir Sarı Lacivert üyesi oldum. Son dönemdeki çalışmalar ile derneğimizin adı giderek büyüyor. Özellikle son zamanlarda gerçekleştirdiğimiz organizasyonlarla aile gibi olduğumuzu görüyorum. Fenerbahçe ile ilgili en unutamadığım anım sosyal sorumluluk projesi kapsamında Fenerbahçe’mizi tanıtmak için Samsun’a gidişimizdi. Üniversitedeki arkadaşlarımız ile birlikte başlattığımız kampanya ile sarı lacivert bir çok spor malzemesi satın aldık. Samsun’da daha önceden belirlediğimiz okula gidip bütün gün hem oyun oynadık hem de spor ve Fenerbahçe ile ilgili konuştuk. 

Mahmut Alikaya

FENERBAHÇE SEVGİSİ TARİF EDİLEMEZ

Fenerbahçe sevgisini ilkokul sırasında Manchester City maçlarını radyodan ve gazeteden okuyarak tanıdım. O günden sonra Fenerbahçe Spor Kulübü ile ilgili haberleri takip ettim. Fenerbahçe sevgisi bana göre tarif edilemez ancak yaşayarak anlaşılır. Son üç yıldır basket kombinesi aldım maçları takip ediyorum. Sarı Lacivert Derneğini 2000 yılında aldığım kombine kart ile duydum. Tribünde tanıdığım arkadaşlar ile derneğe üye oldum. Fenerbahçe ile ilgili unutamadığım iki anım var. Birincisi Dolmabahçe Stadında izlediğim Trabzonspor’un 2. ligde olduğu dönemdeki kupa maçıdır. İlk defa gittiğim maç olması nedeniyle yaklaşık 80. dakikaya kadar 2-1 mağlup olduğumuz ve maçın bu sonuçla bitmesi halinde 2. lig takımına eleneceği duygusu ile çok heyecanlıydım. Cemil Turan'ın son dakikalarda attığı peş peşe iki golle tur atladığımız maçı hiç unutamam. Bir de yakın tarihte Sevilla’da penaltılarla bir üst tura çıktığımız maçı unutamam. Sarı Lacivert Derneğinin yaptığı organizasyonda ailece orada olduğum için çok mutuyum. Maç sonu yaşadığım sevinci herhalde bir daha göremem.