Sarı Lacivert sevdamız…

Sertaç Komsuoğlu yazdı...

 Nur içinde yatsın İslam Çupi Abimiz “Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte; adı konamaz” diye tarif etmişti Sarı Lacivert sevdamızın büyüklüğünü...

İslam Abi'nin bu derin betimlemesinin üstüne haddim olmayarak bir ilave yapmak isterim: Sarı-lacivert sevdamızın büyüklüğü, bu aşkı besleyen kalplerimizin büyüklüğüne denktir. 

İşte bu kalplerin büyüklüğü tarif edilemez!

O kalpler ki... Kurtuluş Savaşı devam ederken yeşil sahada işgal kuvvetlerini teker teker bozguna uğratan Fenerbahçemiz sayesinde gururla atar.     

“Şenol-Birol-Gol” tezahüratıyla rakiplerine sahayı dar eden efsane çubuklu var olduğu için... O kalpler coşkuyla atar. 

İkinci Yeni’nin en büyük şairlerinden Turgut Uyar, ceketinin düğmeleri ilikli biçimde tribünde “Fenerbahçe” diye haykırıp bizim için en güzel şiiri okuduğunda... O kalpler saygıyla atar.

“Aç kapıyı Veysel Efendi, Fenerbahçe’nin maçı var.” diyerek yollara düşen Hababam Sınıfı sayesinde neşeyle atar o kalpler.

O yürekler var ya hani o Sarı-Lacivert yürekler...

Sinyor Can Bartu Abimiz, Taçsız Kral’ın jübilesinde Metin Oktay ile formasını değiştirdiğinde centilmenlikle atar.

Gün olur son maçta kaybedilen şampiyonluklar yüzünden hüzünle atar.  

Lakin 3-0 geriye düşse dahi mücadeleden kopmayıp maçı 4-3’e çeviren cengâverler sayesinde inançla atar.  

Müzmin sakatlığının nekahet döneminde, çıktığı ilk maçta Karşıyaka’ya 2 gol atan Şeytan Rıdvan’ın hırsıyla daha azimli ve güçlü atar.

Kısaca sevgili Fenerbahçeliler... 

Bu yürekler her daim birlikte, yekpare ve sarı-lacivert atar!

Bizler Fenerbahçeli doğduk, Biz Fenerbahçeli öleceğiz.

Sarı-lacivert sevdamız uğruna zaman, emek, mesai harcamaya devam edeceğiz. 

Sözler uçar, sarı-lacivert aşkımız kalır.