MİRAS

Mehmet Doğan yazdı...

Başka çocuklarda nasıl tezahür ediyor bilmiyorum ama benim çocukların algısı birbirinden çok farklıydı. Yaş olarak benzer yaşta tepki gösterdiler ama tepkileri birbirine taban tabana zıttı.

Oğlum Deniz 4,5-5 yaş arasındaydı. Her gece olduğu gibi, o gece de iyi geceler demek için yatağına gittiğimde, konuyu açtı.

“Baba sana önemli bir şey söylemek istiyorum” diye giriş yaptı.

“Nedir” dedim.

“Baba biliyor musun bu gidişle hepimiz öleceğiz galiba.” 

“Evet oğlum, hayat ölümlü maalesef” diye cevap verdim.

Başka sorum yok Hâkim Bey edasında bir avukat gibi baktıktan sonra gözlerini kapattı ve uyudu.

O günden sonra da ölüm hakkında bir daha sormadı.

***

Kızım Derya aynı yaşlarda sordu aynı soruyu fakat soru farklıydı.

“Baba sen ölecek misin” sorusuna “Evet” cevabını alınca, “Peki annem?”, “Peki abim?” diye diye okul arkadaşları dâhil herkesi saydı. 

“Herkes kızım, herkes” cevabından sonra, bir süre sustu…

Sonra gözleri doldu.

Boynuma sarıldı, “ama ben sensiz ne yaparım” diye ağlamaya başladı.

Cennetten bahsetmekten başka elimde malzeme olmadığından, ölünce cennete gideceğimi, oradan onu göreceğimi, seyredeceğimi filan anlatmaya çalıştım dilim döndüğünce…

Bir yandan ağlarken bir yandan gülmeye çalışıyordu.

Durdu ve sordu.

“Peki, sen cennetteyken seni görebilecek miyim?” 

“Kısmen” diye cevap verdim, “rüyalarında hep beraber olacağız.”

İkinci bir yaygara daha koptu, “ama ben seni çok özlerim” diye…

Anlattım. 

“Sonra sen de geleceksin cennete, orada hep beraber olacağız.”

Gözyaşı faslı Annesi ve Abisi için de tekrarladı.

Benzer cevapları verdim.

Sonra birden durdu.

“Peki” dedi, “ölünce bizim eşyalarımıza ne olacak?” 

“Eşyalarımız burada kalacak çünkü cennette daha güzelleri var” diye cevapladım.

Aniden hızla yataktan fırladı, formalarımın bulunduğu çekmeceyi açıp, içinden Alex imzalı Fenerbahçe formamı çıkardı.

 Ve sordu.

“Sen ölünce bunu ben giyebilir miyim?”

Gözyaşları bir yere kadar, ölünce her şeyinize çökecekler…

Diri Kalın…