MERKÜR

Mehmet Doğan yazdı...

 Zamanı tarif edebilmek için insanlar rutin hareketleri aynı periyodda tamamlayan objelere ihtiyaç duymuşlardır. 

Kızılderili reis oturan boğa “onu beklerken yapraklar üç kez sararmıştı” derken, o gelene kadar üç kez sonbahar geçti demek istemiştir.

Dünyanın kendi etrafında attığı bir tura gün demişiz. Dünyanın güneş çevresinde attığı tura ise yıl demişiz.

Bu sayede geçen zamanı kendi ölçütlerimize göre tanımlama şansına erişmişiz.

Ortalama insan ömrü 70 yıldır derken, aslında dünya güneş etrafında 70 tur attığında hayatımızın sonuna yaklaştığımızı tarif etmiş oluyoruz.

Merkür, güneşe en yakın gezegen. Güneş etrafında 48 km/sn. ile hareket ederek, güneş etrafındaki turunu 88 dünya gününde tamamlıyor. Kendi etrafındaki dönüş hızı ise çok düşük. Kendi etrafındaki dönüşünü 180 dünya gününde tamamlıyor.

Merkür için gün kavramı aslında yıl kavramından daha uzun bir süre. Bir Merkür günü, iki dünya yılından uzun.

Merkür’de yaşayanlar için gün yıldan uzun olduğundan muhtemelen canlılar var olsaydı, yılbaşı yerine gün başı kutlarlardı.

Demek istediğim kendi yarattığımız kavramların evrenin gerçeği içerisinde hiçbir anlam taşımaması.

İnsanın önünde var olduğundan beri iki seçenek var.

Ya evrensel gerçeklerin ya da kendi uydurduğu kavramların peşinde koşacak.

Evrensel gerçeklerin peşinde koşanın bu dünyada mutlu olma şansı pek yok, diğer insan tipiyle anlaşması ve onlara uyum sağlaması zor.

Kendi uydurduğu kavramların peşinde gidenlerin ise, evrensel gerçeklerin peşinden koşanları anlamaları çok zor.

Soru şu “peki neyin peşinden koşmalıyız”.

Cevap basit.

Fenerbahçe’nin peşinden koşmalısınız.

Fenerbahçe’nin peşinde koşarsanız, hem kuantum fiziği profesörüne, hem de kendi uydurduğu kavramları hiç sorgulamayan birine sarılıp, “Baba nasıl vurdu be Robin” diyebilirsiniz.

Çubuklu Kalın.