KADIN TARAFTAR OLMAK

Ebru Çapan Ekmekçi yazdı...

Erkeklerin çoğu maç öncesi arkadaşlarıyla toplandıklarında yanlarında eşleri, kız kardeşleri veya arkadaşları olsun istemiyorlar. Maç sırasında da sanki yanlarında onlar varken rahat edemezlermiş gibi düşünüyorlar. Kadınlarda da bu durum pek farklı değil aslında. Futbol sevenler bile içeride çok kaba bir ortam olduğunu düşündükleri için maçları evde izlemeyi tercih ediyorlar. 

Hadi gelin size benim bir maç günümü anlatayım… Sabah büyük bir heyecanla uyanmışım, çünkü o gün Fener’in maçı var! Havaya bakarım, ne çok soğuk ne sıcak ama kapalıysa... İşte tam maç havası! O gün gazete okumam, TV’de spor programlarını izlemem. O da benim totemim. Kadroyu bilmeden girmeliyim o stada. Benim hiçbir zaman babamla maça gitme şansım olmadı. Çünkü o başka takım taraftarıdır. Evet evet yanlış okumadınız. Hatta sıkı durun devamı da geliyor. Eşim de aynı şekilde başka takım taraftarı. Hadi babanın tuttuğu takıma müdahale edemiyorsun ama en azından kocanı ona göre seçseydin değil mi? Değil! Ben tuttuğu takımdan önce futbolu sevmesine ve spordan anlamasına baktım. Bu yüzden de maça giderken evden yalnız çıkmaya alışkınım.

Doğma büyüme Avrupa yakasında oturduğum için, yine aynı yerde oturan arkadaşlarımla kaçta geçelim, nereye gidelim diye maç öncesi muhabbetini yaptıktan sonra mümkünse vapura biner karşıya geçeriz. O vapur benim için huzura giden yoldur mesela. O yüzden de ne zaman vapurla karşıya geçecek olsam kendimi Fenerbahçe’ye gidiyor gibi hissederim. 

Bizim arkadaş grubumuzda genelde tek kız ben olurum ama bir gün olsun kendimi farklı hissetmedim yanlarında. Sanılanın aksine buluştuğumuzda sadece futbol konuşmayız. Çocuğu hasta olan anlatır, yeni bir işe başlayan anlatır, arada futbolcuların son maçtaki performansları konuşulur, sinirlenen anlatır, memnun olan anlatır… Normalde arkadaşlarınızla bir yere gittiğinizde nasıl sohbet ederseniz öyle geçer vakit. Etrafta aşka gelip tezahürat edenler varsa arada onlara da katılınır tabi. Çünkü kafa olarak maça hazırlanmak lazımdır artık.

Konsantrasyon sadece futbol olduğu an, evet zaman gelmiştir artık. Yavaş yavaş hesaplar ödenir ve stada doğru yürümeye başlanır. Bakın işte burada kadın olduğunuzu anlarsınız. Çünkü sizi güvenlikten geçerken kadın görevliler kontrol eder, erkek değil (Vay be! Gördünüz mü kadın taraftar olmak ne kadar zormuş). İçeride fotoğraf çektirenler, çekirdek yiyenler, sohbet edenler… Herkes ayrı telden çalıyordur ve hala kafasını çevirip de bu kızın burada ne işi var diye bakan olmaz.

Yerime geçerim, iki ön sıramda her maça kızıyla gelen bir baba, onun hemen bir sıra yanında her maçta sarı lacivert kıyafetiyle oturan kadın. Hoparlörden ilk 11 okunurken onlar da Ahmet Abiyle, Mehmet Amcayla ayakta isimleri bağırmaktadır. Gol olduğunda yanındakine kadın, erkek fark etmeksizin sarılırsın, pozisyon kaçtığında yine beraber kafanı duvarlara vurmak istersin. Derken maç biter ve evimize döner, hayata kaldığı yerden devam ederiz.

Diyeceğim odur ki, erkek taraftarlar olarak yanınızda kadın getirmeye çekinmeyin. Eğer içinde bir parça dahi futbol sevgisi olan tanıdığınız varsa aksine teşvik edin. Bir kere o atmosferin tadına varan kim olursa olsun zaten bir daha gelmek isteyecektir. Aynı şekilde futbol sever kadınlar, siz de utanmayın, sıkılmayın. Maçlara gitmek sadece spor için değildir. Orada kurulan arkadaşlıklar olur. Hayatınızda belki de asla yollarınızın kesişmeyeceği kişilerle omuz omuza verip başlama düdüğüyle beraber zıplamaya başlarsınız. Özellikle hayat şartlarının bizleri birer fanusta yaşamaya ittiği bu devirde, alıştığınız ortamın dışına çıkmak bazen iyi gelebilir. 

Hayat sizin için de sarı lacivertse, gelin bu ay bir maçta beraber bağıralım En Büyük FENERBAHÇE diye!