‘Kadıköylü olup da başka takım tutmam düşünülemezdi‘

New York’ta yaşayan, iki dönem Fenerbahçe USA Başkanlığı da yapan ve halen Divan Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Sarı Lacivert Derneği Üyesi, Fenerbahçeli iş adamı Ömer Ekinci ile Fenerbahçe’yi ve Fenerbahçe sevgisini konuştuk.

Gurbette Fenerbahçe’nin aile olgusu gibi olduğunu, Fenerbahçe şemsiyesi altında toplandıkları arkadaşlarıyla aile olduklarını kaydeden Ekinci, fırsat buldukça Türkiye ve Avrupa’daki deplasman maçlarına gitmeye çalıştıklarını söyledi.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Diyarbakır doğumluyum. 2 yaşında geldiğim İstanbul Kadıköy’de büyüdüm. Gururla söylerim ki, İstanbul Erkek Liseliyim. Hayatımda ilk defa sarının yanına başka bir renk koydum o da siyah. Daha sonra inşaat mühendisliğini bitirdim ve iş hayatına atıldım. 13 senedir de New York’ta yaşıyorum. 

Evliyim, eşim Türk ve Fenerbahçeli. İsmi Tülay ve New York’un en prestijli hastanesinde doktor olarak çalışıyor. Lorin isminde 5 yaşında bir kızımız var.

FENERBAHÇE SEVGİSİYLE ÇOCUKKEN TANIŞTIM

Fenerbahçe sevgisiyle nasıl tanıştınız? Fenerbahçe sevginizi tarif etmenizi istesek neler söylersiniz?

Fenerbahçe sevgisiyle çocukken tanıştım. Caddebostan’da büyüdüğüm için zaten etrafımdaki insanların yüzde 90’ı Fenerbahçeliydi. Kadıköylü olup da başka takım tutmam düşünülemezdi. Cemil Turan’lar ve Selçuk Yula’lar efsanelerimizdi.

Binlerce kilometre uzaktan Fenerbahçe’yi takip etmek nasıl bir duygu? Fenerbahçe özleminizi nasıl gideriyorsunuz?

“GURBETTE FENERBAHÇE AİLE OLGUSU GİBİ”

Gurbette, Fenerbahçe bir aile olgusu gibi. Uzaklarda olduğumuz için, Fenerbahçe şemsiyesi altında toplandığımız arkadaşlarımız ailelerimiz gibi oluyor.

Zaman buldukça Türkiye ve Avrupa’daki deplasman maçlarına gitmeye çalışıyoruz.

Uzun bir süre Fenerbahçe USA Derneği’nin başkanlığını yürüttünüz. Bize biraz Fenerbahçe USA Derneği’nin faaliyetlerinden, amaç ve hedeflerinden bahseder misiniz?

‘’FENERBAHÇE KÜREK TAKIMINA DESTEK OLDUK’’

2001 yılında kurulan derneğimizin 3. başkanıydım. Eski başkanlarımızdan aldığımız bayrağı daha da ileri taşımak için ekibimle beraber canla başla çalıştık. Çok iyi bir ekibimiz vardı. Bu da derneğin aktifliğine ve faaliyetlerine yansıyordu. Dernekçilik ekip işidir. Ekibinizi iyi oluşturursanız, başarı kolaylıkla geliyor. Sayısız projeye imza atarak, amatör branşlardan kürek takımımıza sürekli destek olduk. Sosyal sorumluluk projeleri yürüttük. Diyarbakır’da bir Anadolu Lisesi’ne kütüphane, müzik odası ve laboratuvar kazandırdık. Bir önceki Türkiye ziyaretimde görme şansım oldu ve aktif kullanıldığını görünce sevincimiz bir kat daha arttı. Bunun yanında,  Şanlıurfa’da yetim ve öksüz bin çocuğumuzu tepeden tırnağa Fenerium’dan giydirdik. Hem çocuklara Fenerbahçe sevgisi aşıladık, hem de Fenerium’a ciddi bir katkı sağlayarak kulübümüze destek olduk. Şubat ayında da Amedspor’la yapılan maçta, 8-12 yaş arası 50 çocuğu İstanbul’a getirip, 5 gün misafir edip, 2 maç izlettik. Bu projeye Sarı-Lacivert Derneğimizin de aktif olarak katılması gururumuzu bir kat daha arttırdı. Şimdi yakın zamanda, yine Sarı Lacivert Derneğimizle bir çocuk parkı projemiz var. Bütçesi ve yeri hazır olan parkın, en kısa zamanda açılışını yapacağız.

Fenerbahçe’nin amatör branşlar hakkındaki başarıları ile ilgili neler söylemek istersiniz?

‘’TÜM DERNEKLERİN AMATÖR ŞUBELERE DESTEK OLMASI LAZIM’’

Amatör branşlar, maalesef destek isteyen branşlar oldukları için, bütçeleri fazla değil. Bu bağlamda,  tüm derneklerin güçleri oranında amatör şubelere destek olması gerektiğini düşünüyorum. Biz daha önce 4 defa kürek takımımızı,  Amerika’da yapılan, dünyanın en zor ve prestijli yarışları olan Head of Charles yarışlarında ağırladık ve sporcularımız ciddi başarılara imza atıp bizleri gururlandırdılar. Sarı Lacivert Derneğimizin de amatör branşlara destek olması için projeler üretiyorum, yakında yönetime sunacağım.

Sarı Lacivert Derneği ile nasıl tanıştınız? Sarı Lacivert Derneği’nin çalışmaları hakkında neler söyleyeceksiniz? 

‘’BENİ ÜYELİĞE SERTAÇ BAŞKANIMIZ KAZANDIRDI’’

Sarı Lacivert Derneğiyle ilk tanışmam, kurucu üyelerden,  kadim dostum Yasemin Merçil sayesindedir. Fakat Amerika’da yaşadığım için uzun yıllar üye olmamıştım. Beni üyeliğe kazandıran,  Sertaç başkanımızdır. Kendisi ısrar edince,  ben de seve seve derneğe üye oldum. Derneğin içine girince ne denli büyük ve güçlü bir aile olduğunu daha yakından görme şansım oldu. Kasım ayındaki Amsterdam turu ve Ajax maçına gitmek için Amerika’dan direkt gitmek yerine,  Türkiye’ye uçup, dernekle beraber gitmeye karar verdim, iyi ki de katılmışım. Hem dernek üyeleriyle tanışıp yakınlaştım, hem de inanılmaz keyifli zamanlar geçirdim. En kısa zamanda yenisine katılmak için sabırsızlıkla bekliyorum ve ekliyorum #hayat sarı lacivert güzel… 

“AİLEMLE VAKİT GEÇİRMEYİ ÇOK SEVİYORUM”

Bize biraz özel yaşamınızdan bahseder misiniz? Bir gününüz nasıl geçer? Hobileriniz var mı? Ailenizle birlikte yapmayı en sevdiğiniz şeyler nelerdir?

İş dışında kalan zamanlarımda briç oynamayı çok severim, Aynı zamanda,  amatör olarak klarnet çalıyorum. Ailemle gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi çok seviyorum. Kızım Lorin ile  mümkün olduğunca maçlara gelmekten çok keyif alıyorum. O da, babası kadar fanatik bir Fenerbahçeli oldu. Tepeden tırnağa, yatak örtüsünden, bardağından, ayakkabısından, pike takımına kadar Fenerium’dan aldığımız Fenerbahçe ürünlerini severek kullanıyoruz.

“4-3’LÜK GAZİANTEP GALİBİYETİNDE BENİM DE  PAYIM VAR”

Fenerbahçe ile ilgili hiç unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?

Kesinlikle efsanevi Gaziantepspor maçı. O gün, bir şekilde maça gitmedim. Maçın ilk yarısı 0-3 olunca,  “Benim bu maça gitmem lazım, takımın bana ihtiyacı var” dedim. Arkadaşlarımın “maç gitti artık. Dönmez… Boşuna gitme” demelerine kulak kapayıp, ikinci yarı ile beraber stada gittim. Daha yoldayken 3-1 oldu. Kapılar kapalıydı ve ben girmeye çalışırken 3-2 oldu. Daha sonra içeri girdim, tribüne gelir gelmez 3-3’ ü yakaladık ve sevgili dostum Yasemin Merçil’in tribünde yanına gittim. “Birazdan dördüncüyü atacağız. Ben 0-3’ten inanıp geldim” demeye kalmadan birkaç dakika sonra 4-3’ü yakaladık. O sevinç selini, o mutluluk gözyaşlarını ömrüm boyunca unutamam. Tabi futbolcuların üstün çabası, taraftarın inanılmaz desteğiyle o maçı aldık ama bana sorarsanız benim totemim ve inancımla getirdiğim enerjimin de büyük payı olduğunu düşünüyorum. Aslan payı her zaman futbolcuların ama benim hissettiğim o galibiyette, benim de payımın olduğu yönünde.