Fenerbahçe‘nin Avrupa serüveni

Loran Vayloyan Sarı Lacivert Dergisi için hazırladı.

Bu sezonla birlikte belki de Fenerbahçemiz’i görmeyi en çok özlediğimiz arena olan Avrupa Kupaları’nda yeni maceramız başladı. Malum 3 Temmuz süreci nedeniyle tarihimiz boyunca hiç alışık olmadığımız bir süre Avrupa’nın uzağında kaldıktan sonra son olarak yarı finalini oynadığımız UEFA Avrupa Ligi’nde yolumuza devam ediyoruz.

Hazırlayan: Loran Vayloyan

Şampiyonlar Ligi’nde devam etme şansımızı Shaktar karşısında kaybettik. Yeni oluşan, yeni kurulan bir takımın sistem takımı karşısında yaşayabileceği sıkıntıları çekerek Avrupa Ligi’ne döndük.

Bu sezonki şansımız, neler yapabileceğimiz, nereye kadar gidebileceğimiz konusunda her Fenerbahçeli’nin farklı düşünceleri ve görüşleri var. Hepimizin ortak fikri ise takımımızın sonuna kadar gidecek kapasiteye sahip olduğu yönünde…

Doğrusunu söylemek gerekirse yakın tarihe kadar Avrupa Kupaları’nı hedef olarak belirleyen ve çalışmalarını bu yönde yapan bir kulüp olmadık. Ülke şartları, sadece bizim değil, tüm kulüplerimizin ekonomik yapıları böyle bir vizyonun ülkemizde geç yerleşmesine sebep oldu. 


Fenerbahçe çıtasını yukarı taşıdı

Ezeli rakibin dönem dönem yaptığı çıkışlar herkesi bu konuda çalışmaya itse de böyle bir kültür yeni yeni bizde yerleşiyor. Ancak son 10 yıla baktığımız zaman Türkiye’nin bu konuda en başarılı takımının Fenerbahçe olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Şampiyonlar Ligi çeyrek finali ve Avrupa Ligi yarı finali artık Fenerbahçe’nin de çıtasını yukarılara taşıdı. Yapılan transferler, kurulan kadrolar, söylemler ve daha önemlisi gerçek düşünceler Avrupa’da başarılı olmak adına üretiliyor.


Finaller bizim için çok uzak değil

Kısa vadede çok çabuk bir şekilde sonuç almak kolay olmayacaktır ancak bu hedeften şaşmadan yürümek potansiyeli bu kadar büyük bir kulüp için başarıyı kaçınılmaz kılacaktır. Yakın zamanda Zenit ve Dnipro gibi takımların elde ettiği başarılar, oynadıkları finaller bizim için de artık çok uzak değildir.

Güncel durumumuzun Avrupa başarısına yakın olduğunun altını çizdikten sonra biraz geçmişimize de bakmakta fayda var. Çünkü Fenerbahçe’nin çok kısıtlı şartlarda Avrupa arenasında zaman zaman iyi işler yaptığını görmemiz gerekiyor.


Avrupa arenasında alınan ilk deplasman galibiyeti

 Örneğin Fenerbahçe’nin dönemin Şampiyon Kulüpler Kupası’nda tur atlayan ilk Türk takımı olduğunu kaçımız biliyoruz… 1959-60 sezonunda Macaristan Şampiyonu Csepel’i 1-1 ve 3-2’lik sonuçlarla eleyen Fenerbahçe, ülke futbolunu ikinci tur ile tanıştırmıştır… Ayrıca Macaristan deplasmanında alınan 3-2’lik galibiyet ülke futbolunun kulüpler bazında Avrupa arenasında aldığı ilk deplasman galibiyeti olmuştur.

1960’lı yıllarda Kupa Galipleri Kupası’nda da Fenerbahçe’nin almış olduğu önemli sonuçlara rastlıyoruz. 1963-64 sezonunda İlk turda Romanya’dan Petrolul Ploiteşti, son 16 turunda Kuzey İrlanda’dan Linfield’ı eleyen takımımız tarihinde ilk kez bir Avrupa Kupası’nda son 8 takım arasına kalmayı başarırken çeyrek finalde MTK Budapeşte ile eşleşti. İlk maçı deplasmanda 2-0 kaybeden Fenerbahçe, İstanbul'da rakibini 3-1 mağlup etti. O zamanki kural gereği yarı finale çıkacak takımı tarafsız sahada yapılacak maç belirledi. İtalya'da oynanan maçı 1-0 kaybeden takımımız, yarı finalin eşiğinden döndü.

Fenerbahçe’nin ve Türk futbolunun Avrupa’daki ilk kupası

1966-67 sezonunda Yunanistan temsilcisi AEK ile Balkan kupası finalinde karşılaşan Fenerbahçe ilk maçı deplasmanda 2-1 kaybetmiş, evindeki mücadeleden 1-0 galip ayrılınca bir üçüncü müsabaka oynanmıştı. Mithatpaşa Stadı’ndaki karşılaşmayı 3-1 kazanan Sarı-Lacivertliler Balkan Şampiyonu olmuştu. Bu kupa Fenerbahçe’nin ve Türk futbolunun Avrupa’daki ilk kupası olarak tarihteki yerini almıştır. Aynı yıl lig şampiyonluğu, Federasyon Kupası ve Cumhurbaşkanlığı kupasını kazanarak bir sezon içinde alınabilecek tüm kupaları müzesine götürme basarısını gösterdi. Ayrıca Avrupa liglerinde en az gol yiyen takım unvanınıda Fenerbahçe kazandı.

 
30 metrelik dev pankart

Bu olağanüstü sezonun kutlamaları da çok görkemli olmuş, sahaya 30 metre boyunda “Vefakar ve Fedakar taraftarımıza minnettarız” yazılı bir pankart ile çıkıp kulüp-takım-taraftar üçgenindeki inanılmaz bağlılığı da gözler önüne sermiştir.

1967-68 sezonunda ise Türk takımlarının bir İngiliz takımına karşı aldığı ilk galibiyet yine Fenerbahçe’den geldi. Efsanevi Manchester City eşleşmesinin ilk maçı İngiltere Şampiyonuna karşı deplasmanda 0-0 sona ermişti. 2 Ekim 1968 günü ise Abdullah Çevrim ve Ogün Altıparmak’ın golleriyle rakibini 2-1 yenen Fenerbahçe İngiliz takımı mağlup eden ve kupadan eleyen ilk Türk takımı olma ünvanını elde etti.  

18 günde toplam 6 maç

O dönemlerde hayali bile kurulamayan başarıları kazanan Fenerbahçe’nin karşılaştığı enteresan durumlara da kısaca değinmek gerekiyor. City zaferinin hemen ardında kulüp yönetimi lig maçlarının tarihleri konusunda pek çok başvuru yapmasına rağmen tümü reddedilmiştir. 2. turda oynanan Ajax maçına oyuncular, ertelenmeyen lig maçından 2 gün sonra çıkmıştır. 18 günde 3’ü deplasman 6 maça çıkmak zorunda bırakılan Fenerbahçeli oyuncuların, dönemin seyahat koşulları düşünüldüğünde nasıl bir temponun içine sokulduğu anlaşılmaktadır.