Fenerbahçe

Cafer

Mehmet Doğan yazdı...

Beşiktaş’la ilk maçımız 28 Kasım 1924 yılında gerçekleşir. Her ne kadar Beşiktaş Yönetimi ve Şerafettin Bey Beşiktaş’ın Fenerbahçe karşısında futbol oynayacak tecrübeye sahip olduğuna inanmasa da taraflar Taksim Stadında Hakem İngiliz Allen idaresinde karşı karşıya gelir.

Fenerbahçe Beşiktaş’la ilk defa ne zaman maç yapmış diye merak ederseniz, bütün bilgiler sizi Fenerbahçe’nin 4-0 kazandığı 28 Kasım 1924 tarihine götürür. Ancak bana göre bu ilk skoru olan karşılaşma değildir. Bununla beraber o hikâyeyi Fenerbahçe Dergisinde yazdım meraklı olan para versin alsın okusun. Derginin daha çok aboneye ihtiyacı var.

Gelelim 28 Kasım 1924 tarihinde oynanan maçın hikayesine.

Evet Beşiktaş’la ilk maçımız 28 Kasım 1924 yılında gerçekleşir. Her ne kadar Beşiktaş Yönetimi ve Şerafettin Bey Beşiktaş’ın Fenerbahçe karşısında futbol oynayacak tecrübeye sahip olduğuna inanmasa da taraflar Taksim Stadında Hakem İngiliz Allen idaresinde karşı karşıya gelir.

Gazetelere göre Beşiktaş’ın çok sert oynadığı maçı Fenerbahçe 4-0 alır. Maçın sonucuna çok sinirlenen Beşiktaş Kaptanı Refik Osman istifa ederek Galatasaray Kulübüne geçer.

İlk golümüzü Cafer Çağatay atar. Zeki Rıza’nın iki ve Alaeddin’in golleriyle maç 4-0 tamamlanır.

İlk gölümüzü atan Cafer, Türk udî, çellist, kemençezen ve bestekâr ve İstiklâl Marşı’nın ilk bestecisi olan Ali Rıfat Çağatay’ın oğludur.

Cafer sol bek ve kanatlarda oynuyordu, Fenerbahçe’de 106 maçta forma giydi ve 10 gol attı.

Türkiye’nin ilk millî maçında Romanya'ya karşı (2-2) millî formayı giyen oyuncular arasında yer aldı.

Yıl 1925

Lodz şehrinde Polonya’ya mağlup olduğumuz maçın seremonisinde Polonyalıların elinde milli marşımızın notalarının olmadığı anlaşılıyor. Milli marşımızın bestecisi Ali Rıfat Çağatay’ın oğlu olduğunu öğrenen Polonyalı bando şefi Cafer’e milli marsımızı piyano ile çalıp çalamayacağını sorar

Cafer çalarım der. Böylece de milli marsımız Polonya maçında çalınır.

Münir Şahin Beyle beraber Türkiye’de sakarini imal edip piyasaya süren ilk eczacı Cafer Çağatay’dır.

Cafer Çağatay, Üniversite yıllarında Yıldız Sarayı Porselen Fabrikası’nda seramik çalışmaları yapmış. Klasik müzikte viyolonsel ve piyano, alaturka müzikte de kemence çalardı. Trabzon Türk Ocağı'nda Atatürk’e ve Iran Şahı’na konserler vermiş.

1928 yılı başında futbolu bıraktıktan sonra, bir müddet için Trabzon’a gitti ve orada bir eczane açtı.

Çağatay, Avni Aker ile beraber Trabzon'da sporun yayılması ve gelişmesi için uğraş verdi. Kısaca Trabzonspor’un kurulmasında emek verenlerdendi.

Evinde 2 portre vardır. Bir tanesini Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım yapmıştır.

Portre Ali Rıfat Çağatay’ın portresidir yani Cafer’in babasının…

Diğer portre Cafer Çağatay’a aittir. Portreyi Sarı Lacivert Derneğin’de üyemiz olan Sevgili Rahmi’nin Dedesi büyük sanatçı Bedri Rahmi yapmıştır.

Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat’la sıkça görüşür.

Nazım Hikmet Cafer Çağatay’ın akrabasıdır. Oktay Rıfat amcası Samih Rifat’ın oğludur.

Dedim ya sol bekti.

Gerçek bir efsane. Mütareke ve işgal yıllarında işgal ordularının takımlarını ardarda perişan eden ve 1922-1923 sezonunda 58 gol atıp, hiç gol yemeden şampiyon olmak gibi dünya lig maçları tarihinde bugüne kadar eşi görülmemiş bir başarının sahibi olan kadronun vazgeçilmez ismi...

Sert oyun stilinden dolayı O’na “Brute accompli” (Su katılmamış kasap) derlerdi.

Seramik, resim sanatın her dalı var. Müzik dersen Atatürk’e ve İran Şahına konser vermiş.

Eczacı…

Oturmuş, ilk sakarini üretmiş filan.

İlk milli maçımızda ve ilk olimpiyat kadrosunda yer almış.

Say say bitmez.

4-0 kazandığımız ilk maçın sol beki Cafer Çağatay’dı.

1-1 biten maçın sol beki ise maçın adamı seçilen Hasan Ali.

Hasan Ali çok iyi oynadı. Takımın en iyisiydi.

Ama çıta çok yüksek be kardeşim.

Efsane olabilmek için, en iyi oynayan oyuncumuzun Hasan Ali’nin bile daha sakarin üretmesi, piyano çalması, seramik yapması filan lazımken, diğer futbolcuların yapması gerekenleri gelin siz düşünün.

Çubuklu Kalın