ASLAN OLMAK ÖYLE KOLAY DEĞİL

Mehmet Doğan yazdı

Geçen hafta “Futbolda ilk tape” yazımıza konu olan olaylı Fenerbahçe-Galatasaray maçı sonrasında neler yaşanmıştı kısaca hatırlayalım.

• Beşiktaş’ın şampiyonluğu üzerine kurgulanan sene, Harbiye’nin Beşiktaş’ı 3-0 yenmesiyle başarısızlığa uğramıştır.

• Fenerbahçeliler’den 6 tanesi futbolda yaşanan bu kepazeliğe daha fazla katlanamayacaklarını söyleyerek futbolu bırakmışlardır.

• Hakem Haçopula maçtan sonra, halktan gelen baskılara dayanamamış ve utancından Türkiye’yi terk ederek Yunanistan’a kaçmıştır.

• Akşam gazetesi “Dün Taksim Stadyumunda, Futbol Federasyonu ve memleketimizde futbol adına en hafif tabiriyle büyük bir rezalet yaşanmıştır. Futbolda karar mevkiinde bulunanların aynı zamanda Fenerbahçe’nin rakibi olmaları, memleketin en yüksek ve en temiz kulübünün hakkının göz göre göre ayaklar altına alınarak çiğnenmesine neden olmuştur. Adiliğin bu derecesine düşmek zilleti önünde insanların tüyleri diken diken olmaktadır. Sportmenlik adına dün kalbimizi dolduran nefreti tarif etmek imkânsızdır. Hakeme ve Futbolun hâkimlerine en güzel cevabı, memleketin tek hâkimi olan millet “Yuha” sözleriyle zaten vermiştir” diye yazmıştır.

1924 yılında Fenerbahçe ile Galatasaray arasında yaşanan tatsız hadise sonrasında o zamanki Maarif Vekili Vasfiye Çınar Bey her iki kulübede birer mektup göndermiş ve mektubunda şunları yazmıştı.

“Bütün gençliğin efkar ve hissiyatına tercüman olarak, aranızda samimi bir ahengin yeniden teessüsünü görmek isterim. Bu iki kıymetli kulübün mütekabil dargınlığını, spor hayat ve samimiyetine nümunei imtisal olmaları lazım gelen sizler için layık görmemekte çok haklıyım. Binaenaleyh herkesi müteessir eden son hadiseyi derin ve mütekabir bir samimiyet ve vifakla halletmeye teşebbüs etmenizi bilhassa rica ediyor ve Teşrinievvelin 2. Haftasına kadar kulüplerimiz arasında bir müsabaka için Vekalet namına bir kupa koyuyorum.”

Bu mektubu alan, Fenerbahçe ve Galatasaray 31 Ekim 1924 Cuma günü İngiliz hakem idaresinde maçı oynamayı kararlaştırıp aralarında konu ile ilgili bir protokol imzalamışlardır.

Her iki kulüp de maçın oynanacağı 31 Ekim gününü beklerken, 28 Ekim’de Futbol Federasyonundan, Reis Yusuf Ziya Öniş’den aşağıdaki yazıyı alıyorlardı.

“7 Kasım’da Rus İnkılabı senei devriyesi dolayısıyla Moskova’da yapılacak futbol müsabakalarına milli takımımız davet edilmiştir. Hükümet bu müsabakaya iştiraki lüzumlu görmektedir. Binaenaleyh Ekim’in 31. Cuma günü Odesaa’ya hareket edecek Çelyo Vapuruna aşağıda isimli idmancıların binmek üzere Futbol Heyeti Müttehidesine başvurmaları rica olunur.”

Fenerbahçe’den; Cafer, Kadri, İsmet, Sabih, Alaettin, Zeki, Bedri.

Galatasaray’dan: Ulvi, Ali, Nihat, Kemal Rıfat, Leblebi Mehmet.

Bu tebliğ her iki kulüp idarecileri tarafından hayretle karşılanmış ve 28 Ekim akşamı gazetecilerin de hazır bulunduğu bir toplantıda taraflar aşağıdaki bildiriyi yayınlamışlardır:

“Kulüplerimiz amatördürler. Futbolcularımızı böyle uzun bir seyahat için 48 saatte hazırlamak imkânsızdır. Ayrıca 31 Ekim’de Maarif Kupasını oynamak üzere İstanbul Halkına verilmiş sözleri vardır ve bu sözü yerine getirmeye mecburdurlar.”

29 Ekim günü zamanın Cumhuriyet Gazetesi konu ile ilgili olarak şu haberi yapmıştır.

“Mevsimsiz Davet (Yazının başlığı), Milli Takımın Cuma Sabahı Moskova’ya hareketi hakkındaki Federasyon davetini Galatasaray’la Fenerbahçe reddetti. Binaenaleyh Cuma günü saat 14:30’da Galatasaray-Fenerbahçe maçı behemehal icra edilecektir”

31 Ekim Cuma günü gazetelerde ise Galatasaray Kulübünün şu açıklaması vardır.

“Hükümet tarafından gösterilen lüzum üzerine Moskova’da icra edilecek müsabakaya iştiraki kulübümüz milli bir vazife telakki ettiğinden ve takım efradımızın ekseriyeti azimesinin hareketi zaruri olduğundan bugünkü müsabakaya iştirak etmemizin kulübümüz için maddeten imkânı kalmadığını muhterem halka esefle arzederiz.”

Olayı hayretle karşılayan Fenerbahçe Kulübü’ne 31 Ekim saat 10:30’da gelen Galatasaray Kaptanı Nihat Bekdik, Fenerbahçe’li yöneticilerine şu tarihi açıklamayı yapıyordu.

“Milli Takıma çağrılan 5 kişi ben hariç bugün kafile ile birlikte Rusya’ya gidiyorlar, Onların yerlerini 2. Takımımızın elemanları ile doldurup mutlak suretle bugün saat 14:30’da Taksim stadında sahaya çıkacak ve size verdiğimiz sözü yerine getireceğiz.”

Fenerbahçe Kulübü, Galatasaray Kaptanının sözü üzerine rahatlamış ve Galatasaray’ın 2. Takımdan alacağı futbolcu sayısı kadar kendilerinin de 3. Takımdan aynı sayıda genci birinci takıma alacaklarını belirtmişti.

Fenerbahçe futbol takımı Taksim stadına hareket etmek üzere 12:30’da tam ayrılacağı sırada kulübe bir telefon geldi ve telefondaki ses Galatasaray’ın tam kadro olarak Moskova’ya hareket ettiğini, hatta Kaptan Nihat’ın da motorla son anda vapura yetiştirildiğini, maçın oynanmayacak olduğunu ve boşuna gelinmemesini söylüyordu.

Bu arada Taksim Stadının etrafı mahşer günü gibiydi. Binlerce meraklı kapı ve gişelerin önüne yığılmıştı. Nihayet orada da benzer havadis dolaşmaya başlamıştı.

“Galatasaray Moskova’ya gitti, maç yok”

Bunun üzerine Fenerbahçe Kulübü aşağıdaki tarihi beyannameyi basına verdi…

“Muhterem İstanbul Halkına

Fenerbahçe Kulübü bu sabah yevmi gazetelerde Maarif Kupası maçının tehir edildiğine dair Galatasaray Kulübünü Heyeti idaresi tarafından gönderilmiş tebliği İstanbul Halkı gibi kemali hayret ve taaccüple mütalaa etmiştir.

Galatasaray Kulübü ile Kulübümüz arasında akit ve imza edilen taahhütname mucibince; Maarif Kupası maçı 31. Ekim Cuma günü saat iki buçukta Taksim Stadında icra edilecekti. Salı günü öğle üzeri Türkiye Futbol Federasyonu Reisleri tarafından Moskova’ya bir seyahat icrası lüzumu tebliğ edildiği zaman Galatasaray Kulübünün selahiyetkar erkanı ile görüşülerek Maarif Kupası maçının bu vaziyet karşısında tehir edilip edilmemesi yeniden müzakere edilmiş ve neticede bu tehirin her şeyden evvel halka karşı bir hürmetsizlik olacağı düşünülerek oyunun eksik bir takımla da olsa behemehal icrasına karar verilmişti. Hatta Galatasaray kulübünün eksik bir takımla çıkması ihtimaline karşı Maarif Kupasının ayrıca ve tam takımla icra edilecek bir maçın galibine tahsisi muhterem refikimiz tarafından teklif edilmiş bu teklif de tarafımızdan derhal kabul edilmişti. Müteakiben Galatasaray Reisi Cevdet ve GALATASARAY Kulübünün birinci futbol takımının kaptanı Nihat Beyler tarafından vaziyetin değiştiğine dair son dakikaya kadar kulübümüze ne bir müracaatta bulunuldu ne de bir tebliğ icra edildi. Bilakis hatta Cuma sabahı, Galatasaray Heyeti İdare tebliğinin gazetelerde intişarından sonra saat on buçukta Galatasaray Kaptanı Nihat Bey Kulübümüz merkezine gelerek ve herkesi hayrete düşürerek, takımına mensup oyunculardan bir kaçının gideceğini fakat kendisinin gitmediğini ve gitmeyeceğini oyunu oynamak konusunda verdiği sözü tuttuğunu ve tutacağını binaenaleyh maçın ikinci veya üçüncü takımlardan alınacak destekle de olsa yapılacağını bildirdi ve daha ziyade-i şayanı hayret bir hadise olarak kaydedelim ki, bu müracaattan 2 saat sonra Galatasaray Kaptanı Nihat Bey’inde Çelyo Vapuru ile Moskova’ya hareket ettiği taaccüple istihbar edildi.

Mili Takıma mensup Fenerbahçeli oyuncuların Moskova Seyahatine iştirak etmemeleri keyfiyetine gelince, bu hususta Türkiye Futbol Federasyonu Reisi tarafından gazetelere vaki olmuş beyanat tamamıyle mahsülü garez ve binaenaleyh külliyen hilafı hakikat efsanelerden ibarettir. Fenerbahçe Kulübü Heyeti İdaresi Moskova Seyahatine iştiraki hiç bir zaman reddetmemiştir. Bilakis eğer bu vazifei milliye ise bu vazife-i milliyeyi memnuniyetle ve azami havahişle ifa etmek istediğini söylemiş, yalnız Kulübün en yüksek heyeti olan Müessisler Heyetinin kendine verdiği kati talimata tevfikan Paris Seyahatinde bu gibi vazifeleri ve seyahatleri idareye ademi kabiliyetleri tahakkuk eden ve kulübümüze karşı husumetler ile tearüf eyleyen Yusuf Ziya ve Hamdi Beyler refakatinde Fenerbahçe Futbol Azasının hiç bir yere gönderilemeyeceği hatta gönderilmek istense dahi takım azasının bu zevat ile gitmek istemeyeceklerini binaenaleyh Fenerbahçe Kulübünden bir mutemedin oyunculara refakati icabettiğini bildirmiş, fakat mumaileyhim kendilerinin behemehal gidecekleri hussuunda ısrar ettikleri maada bir mutemedin Fenerbahçeki Aza ile beraber gitmesi teklifi de, hükümetten bu seyahat için 3000 lira aldıkları halde reddetmişlerdir.

Binaenaleyn Fenerbahçe Kulübü vafiyei milliye ismi verilen bu tatlı seyahatten iaşe edilmek istendiği gibi kaçınmamıştır. Hatta bu gibi seyahatlerin idare kabiliyetlerinden şüpheli kimselerle yola çıkmak istememesi de vafizei milliyesini çok iyi idrak ettiğine bir delil olmakla beraber, bu suretle hareket etmiş olduğu için de nadim de değildir.

Memlekete olan büyük aşk ve alakasını senelerce cephelerde kan dökerek ve şehitler vererek izhar ve ispat etmiş genç müessesemiz üzerine sürülmek istenen lekei kemali nefretle kaillerine iade eder ve Fenerbahçe Kulübünün hiç kimseden vataniye ve vazifei milliye dersi almak ihtiyacında olmadığını beyan ederiz…”

Fenerbahçe Spor Kulübü

***

Fenerbahçe futbolcularından yoksun Milli Takımın ise Rusya’da rakibine 3-0 yenilerek yurda döndüğünü de not olarak belirtmekte fayda var.

Sonrasında ise Maarif Kupası o veya bu sebeplerden bir türlü iki takım arasında oynanamamıştır.

Fakat bütün bu hadiseler bu yazının konusu değil. Ne 1924 yılında iki takım arasında yaşanan tatsız olaylar, ne Fenerbahçe ile o zaman ki Federasyon arasındaki kavga ki kavganın esas sebebi Paris Seyahatinde yaşanan başıbozukluk dahi bu yazının konusu değil.

Bu yazının esas konusu Galatasaray Kaptanı Nihat Bekdik’in 31 Ekim 1924 sabahı Fenerbahçe Kulübüne giderek Maarif Kupası maçının mutlak olarak yapılacağı konusunda teminat vermesine rağmen 2 saat sonra Rusya’ya gitmesinin bu temiz milli sporcu hakkında bir tereddüt uyandırması ihtimaline binaen, Fenerbahçe Umumi Katibi Ali Naci Bey’e (Milliyet Gazetesinin Kurucusu) vapurdan yazdığı tarihi mektuptur…

“Fenerbahçe Kulübü beni affetmelidir. Sizden ayrılıp köprüye gelince 30-35 kişi beni bütün ısrarıma rağmen sürüklemeye başladılar. Biri kolumdan asılmış öteki yakamdan bir kaç kişi de arkamdan itiyorlardı, adeta posta edilmiş bir mücrim (suçlu) gibi sürüklüyorlardı. Bu suretle köprüyü geçtik ve Karaköy’de bekleyen motora atıldık.

Rıhtımda birçok arkadaş müthiş bir gürültü içerisinde idi. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Aptallaşmış sersemlemiş bir haldeydim. Böyle iken motor hareket etti. O zaman ben bütün azmimin kırıldığını ve her şeyin bitmiş olduğunu gördüm. Gayri ihtiyari ağlamaya başladım. Çünkü başka hiç bir şeyim kalmamıştı. Olduğum yerde tepiniyor gitmemek için ısrar ediyordum. Benim bu halimi gören Muhtar, Mahir ve Mehmet şaşırmışlar ve yüzümü gözümü öpüyorlar ve beni teskin etmeye çalışıyorlardı. Ben bu haldeyken vapur hareket etmişti. Vapurun durdurulması için işaretler verildi borular öttürüldü, sonunda vapur durduruldu ve vapura zorla bindirildik. Üstümde bir elbise, empermabl (yağmurluk) ve bastonum vardı. Arkadaşlarımın tesellileri bana fayda etmiyordu. Düşün ki sözünü tutamayan aciz mevkide bir sporcuydum. Buna karşı teselli nasıl mümkün olur.

Emin ol bu seyahat bana pek acı ve neşesiz gelmektedir. Kafilenin en müteessir ve kederli ferdiyim. Fazla yazamayacağım, çünkü fazla müteessir oluyorum. Senden ve Fenerbahçeli arkadaşlardan son ricam beni affetmenizdir.”

Galatasaray Kaptanı Nihat.

***

Bizim Sarı Kanarya lakabını Cihad Arman’ın sarı kazağından aldığımız gibi, Galatasaray’a da Aslan lakabı Kaptan Aslan Nihat’tan miras kaldı.

---

Sözünü tutamadığı için adam gibi özür mektubu yazan Galatasaraylı Kaptan Nihat Aslandır.

Aslı astarı olmadığı halde Fenerbahçe şike yaptı diye UEFA’ya 10.000’nin üzerinde şikâyet mektubu gönderenlerin ne olduğunu ise buraya yazmayalım…

Çubuklu Kalın…