Adam Gibi Adamların Euroleague Şampiyonluğu

Jak Bezzonana yazdı...

Neticede bu çocuklar çok iyi mücadele ettiler. Bir top kapmak için iki kişi topa atladı. Sarı lacivert formanın hakkını vermek için çok çalıştılar ve çok ter döktüler. “Adam gibi adamsınız.” Fenerbahçe sizlerle gurur ve onur duyuyor.

 

Çok dolu bir Nisan ve Mayıs ayı yaşadık, yaşıyoruz… Bu yoğunluğu yaşarken hem üzüntülere hem de sevinçlere şahit oluyoruz. Ben her zaman sevinçlerle başlayıp üzüntüleri sona bırakmayı severim. Bu yüzden yüzümüzü güldüren, 3.kez üst üste Final Four’a kalan ve Şampiyon olarak tarih yazan  Erkek Basketbol takımından başlamak istiyorum. Büyük iş başardılar. İşin daha önemlisi Final Four yolunda eşleştikleri ve bu kupanın gediklisi olan Panathinaikos takımını 3 maçta da yenerken saha avantajının rakip takımda olması ve iki maçın da rakip sahada  oynanması oldu. Agresif bir seyirci önünde oynanan ilk maçta önemli bir iki nokta üzerinde durmak istiyorum. 3. çeyreğin başlarında Fenerbahçe’nin maç içinde geriye düştüğü 16 sayılık fark. Ancak hepimiz biliyoruz ki Fenerbahçe Basketbol takımının en iyi uzmanlık alanı bu durumlardan geriye dönmek. Hani derler ya ‘biz bunu hep yapıyoruz.’ Başka bir deyişle ‘Fenerbahçe bitti demeden bitmez.’ 3.çeyrekte rakip sadece 8 sayı atabiliyor. Fenerbahçe 8-20’lik bir seri ortaya koyuyor. Son çeyrek de bir evvelki çeyreğin fotokopisi. 8-23’lük bir seri ve Fenerbahçe Play Off serisinde 1-0 öne geçiyor. Bu maç bana göre kırılma noktası oldu. Zira ikinci maçta rakip takım ilk maç kadar direnç gösteremedi ve Fenerbahçe İstanbul’a 2-0 ile döndü. Üçüncü maç Fenerbahçe’nin seyircisi ile bütünleşip Final Four’a kalmanın zevkini yaşadığı bir maç oldu. Müthiş bir seyirci desteği, boş yerin kalmadığı bir salon, sarı tişörtler giyilmiş, elde Fenerbahçe ve Türk bayrakları ve de 18 sayılık bir farkla Final Four’a merhaba. Bu üç maçta başta Ekpe, Bogdan, Kalinic, Dixon  ve diğer oyuncular sahaya çok büyük bir karakter koyarak başarıya takım olarak sahip çıktılar. Ancak işimiz daha bitmemişti. İki maç daha oynamamız gerekli idi şampiyon olabilmek için. İşte Euroleague şampiyonluk öyküsü:

21 Mayıs 2017, saat 22.50 hayat boyu unutamayacağımız bir tarih ve saat olacak. Bir ilkin tarihi ve saati. Bu başarıyı çocuklarımız ve torunlarımızla yaşayanlar ve canlı seyredenler olarak uzun seneler anlatacağız. Bakınız ne kadar enteresan. Final 4 oynadığımız iki takım, biri Real Madrid, diğeri Olimpiacos. Bu kupanın tecrübeli iki takımı. Eskilere gittiğimizde bu takımların isimleri bile bizi korkutur, hele bunları seyretmek için nerede olursa olsun gider, bilet fiyatı kaç para olursa olsun hiç düşünmeden verirdik. İşte Fenerbahçe bu takımları yenerek Avrupa’nın en büyüğü oldu. Madrid’in oyuncusu Sergio Llull bir röportajında Fenerbahçe’de oynamak istediğini söylüyor. İşte Fenerbahçe’nin gelmiş olduğu nokta. Bu tip istekler her gün aratarak devam edecektir.

Bildiğiniz gibi F4 yarı final ilk maçını Real Madrid’le oynadık. Çok samimiyetle söylüyorum. Gruplarda oynadığımız maçlar bizi daha fazla zorladı (Baskonia maçı). Maçın başından sonuna kadar kontrolümüzde olan bir maç. İstatistiklerin hepsinde Fenerbahçe var. Hatta maç içinde bir ara farkı 16 sayıya kadar çıkartıyoruz. Savunma süper, hücum da öyle. Basketbol nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynuyoruz. Maça giren her oyuncu katkı veriyor. Dört oyuncumuz çift haneli sayılara ulaşıyor. Maçın sonucunda final oynamaya hak kazanıyoruz. Finaldeki rakibimiz Olimpiacos. Kupayı daha evvel kazanmış buranın tecrübelilerinden. Bir gün evvel CSKA Moskova’yı elemiş, 3 çeyrek geride götürdüğü maçı son çeyrekte öne geçerek önemli rakibini kupa dışına atmış bir takım. Ancak sende Fenerbahçesin. İşte takımımız bu şekilde maça başladı. Çok hırslı olan ve kupayı almayı çok isteyen takımımız müthiş bir karakter koydu ortaya. İyi savunması ile rakibe potayı göstermedi. Maç içinde farkı 20 sayıya kadar çıkartan takımımız sahadan da 16 sayı farkla ayrıldı. Finalde rakibi altmışlı sayılarda tutarak. Yazıyı yazarken acaba diyorum asist, şut yüzdesi, ribaunt sayısı, istatistik vereyim diye düşünüyorum. Sonra karar veriyorum Fenerbahçe tüm istatistikleri altüst etmiş. Ne gerek var bu detaylara deyip vazgeçiyorum.

Fenerbahçe sizlerle gurur ve onur duyuyor

Bu şampiyonluk tüm oyuncuların katkısı ile yaşanmış ve kazanılmış. Ancak  tabii öne çıkanlar var. Ekpe, F4’ün MVP’si seçilirken, savunmada ve hücumda gösterdiği mücadele ve final maçında yaptığı 5 blok senelerce konuşulacak bir başarı. Kalinic, savunma ve hücumdaki başarısı, Bogdanovic kritik anlarda kritik sayıları ile önemli katkı veren oyuncu oldu. Sloukas takımı çok iyi yönetti. Vesely smaçları ile takımı ve seyirciyi  havaya sokarak önemli bir elektrik verdi. Datome özellikle son maçta özlediğimiz oyununu sahaya en iyi şekilde yansıttı. Neticede bu çocuklar çok iyi mücadele ettiler. Bir top kapmak için iki kişi topa atladı. Sarı lacivert formanın hakkını vermek için çok çalıştılar ve çok ter döktüler. “Adam gibi adamlar veya adamsınız.” Fenerbahçe sizlerle gurur ve onur duyuyor.

Tabii ki takımı kenardan yöneten Obra ve ekibi, takıma her zaman destek veren Başkan ve yönetim, başarının en önemli parçaları olarak tarihe geçtiler. Emeklerinize binlerce teşekkürler.

Gelelim yaşadığımız ilk üzüntüye; Altı senedir Final Four’a kalmayı başaran Fenerbahçe Kadın Basketbol oyuncuları 3 kez de final oynadılar. Her şey aslında çok iyi başladı. Son şampiyonla yarı finalde karşılaşan Fenerbahçe, yaptığı çok iyi savunma ve hücum ribauntlardaki bariz üstünlüğü ile çok zor bir ekip olan Ekaterinburg takımını yenerek finale kaldı. Finaldeki rakip Kursk takımı oldu. Kursk takımı ile guruplarda yaptığımız iki maçı da kaybetmiştik. Kursk takımı 14 galibiyet alarak Final Four’a gelmişti. Fenerbahçe kupaya çok yaklaşmıştı. Rakibin hiç yenilgi yüzü görmemesi bu maçta yenilmeyeceği anlamına gelmiyordu. İşte bu atmosferde maça başlayan takımımız 10-0’lık bir seri ile rakip teknik adama çok erken mola aldırmıştı. Bu durum hepimizi çok umutlandırmıştı. Ancak rakibin moladan 7-0’lık bir seri ile dönmesi ve takımımızın ısrarla dış şuta dayalı oynaması, top kayıpları, en iyi oynadığımız yer olan boyalı alandan vazgeçmemiz farkın bir ara 18 sayıya kadar çıkmasına neden oldu. Farkı bir ara iki sayıya kadar indirsek de oyuncularda meydana gelen zihin ve beden yorgunluğu dolayısı ile farkı eritmek için harcanan ekstra güç, maçın kaybedilmesindeki nedenlerden biri idi. Neticede bu yenilgi maçın başında çok yaklaştığımız kupayı yitirmemize sebep oldu. Maç boyunca şut isabet oranının yüzde 33.9 / yüzde 49.2 olması, sorumluluk alacak oyuncuların bu sorumluluğu almaması zaman zaman daha müsait durumdayken şut atmak yerine pas vermemiz ve yanlış şut seçimleri yenilgiyi hazırlayan diğer nedenler oldu. Ancak oynadığımız iki maçta da bizi sevindiren ve bize ileride çok büyük katkılar yapacak bir oyuncuyu kazandık diyebiliriz. Pelin Derya Bilgiç’ten bahsediyorum.1994 doğumlu oyuncu ilk olarak bir F4 parkesine çıkmasına karşılık yarı final maçında cesur bir şekilde attığı iki üçlük ve final maçındaki 8 sayılık katkısı ve sorumluluk duygusu bizleri sevindiren tek nokta oldu. 

Son üzüntümüz de Lig şampiyonluğunu kaybetmemiz oldu. Kadın basketbol takımı açısından baktığımız zaman 2016-2017 sezonu kupasız kapandı. Onca yapılan masrafa ve takımda bulunan bir sürü dünya yıldızına rağmen. Elbette yetkililer bu tablonun nedenini araştırıp bulacaklardır. Aslında çok zor 5 maç oynandı. İlk iki maç saha avantajı nedeni ile Yakın Doğu Üniversitesi sahasında başladı. Fenerbahçe kendi sahasına 2-0 ile gitmek durumunda kaldı. Bütün olumsuzluklara karşın Fenerbahçe sahasındaki iki maçtan galip çıkarak seride durumu 2-2’ye getirdi. Bu çok önemli bir geri dönüş oldu. Son maç çok çekişmeli ve çok heyecan verici oynandı. Maç içindeki önemli kırılmaları sıralarsak; Fenerbahçe 2. Çeyreğin ortalarında 9 sayılık bir farkla maçı önde götürdü. Rakip ikinci çeyreğin sonlarında 12-0’lık bir seri ile öne geçip ilk yarıyı önde bitirdi. 3.çeyrekte rakip 10 sayı öne geçti. Fenerbahçe çeyrek sonunu çok iyi oynayarak maçı beraberliğe getirdi. Son çeyrekte Birsel attığı üçlükle maçı 68-69’a getirdi. O arada Fenerbahçe 0-7 bir seri ile 5 sayı öne geçti. Ayşe’nin yaptığı faul ile rakip 3 atış kullanarak farkı azalttı ve sonrasında öne geçti. Bu arada Fenerbahçe üst üste 3 hücum ribaundu almasına rağmen buradan sayı çıkartamadı. (Fenerbahçe ilk yarı 5 hücum ribaundu aldı. Rakip 4 hücum ribaundu aldı. Maç sonunda Fenerbahçe 14 hücum ribaundu alırken rakip 6’da kaldı) maçın tamamında önemli olan bu artıdan faydalanamadık. Son iki saniyeye girilirken  skor 76-75 idi. Kazandığımız serbest atışlardan birini atsak maç uzatmaya gidecekti. Ne yazık ki Parker iki atışı da kaçırdı. Adeta avucumuzun içinde olan şampiyonluk ve kupa saniyeler içinde gitti.

Bireysel hataların kurbanı olduk 

Önemli olan buradan çıkartılacak dersler diye düşünüyorum. İlk iki maçta ısrarla dış şut ile oynamaya çalıştık. Seride 2-0 geriye düştük. Sahamızda oynadığımız maçlarda topu daha fazla çember altına indirdik seri 2-2 oldu. Son maç bireysel hataların kurbanı olduk diyebiliriz. Tabii ki en önemli nokta; Avrupa şampiyonluğunu ve Türkiye şampiyonluğunu finalde kaybetmemiz oldu. Bu soruna bir çare bulmak zorundayız.

Sarı  Lacivert  Günler  dileği ile.